Yapan sanatçı yapamayan eleştirmen mi olur?

Yapan sanatçı yapamayan eleştirmen mi olur?

Yapan sanatçı yapamayan eleştirmen mi olur?

Cenk Sabah Tuzcu,İzle-Yorum

05 Aralık 2017, 10:05
Bu makale 2661 kez okundu

Bir ülkede herhangi bir sanat dalının yaratıcı gücü ve düzeyi o ülkedeki eleştirmenlerin kalitesi kadardır. Hangi sanat dalında olursa olsun eleştirmenlik farklı bir eğitim, yetenek ve birikim gerektir. Bu bağlamda eleştirmen de bir sanatçıdır.

Eleştirmen, bir sanat eserinin gerçek değerini, özünü, yapılışını, artı-eksi yanlarını ortaya koyar. Eleştirmenin görevi güzellik yaratmak değil, yaratılmış güzelliği yargılamak, okurlara anlatmaktır. Eleştiriler; okura dönük eleştiri, topluma dönük eleştiri, sanatçıya dönük eleştiri, yapıta dönük eleştiri olmak üzere türlere ayrılabileceği gibi hepsini bir arada da içerebilir.

Maalesef medyanın spor gevezelerine ve siyaset çenebazlarına da eleştirmen denmektedir ki bunlardan ülkemizde bolca bulunmasına rağmen esas sanat eleştirmenlerini ara ki bulasın. Nispeten daha popüler olan sinema ve müzik gibi sanat dallarında yetkin eleştirmenlere rastlamıyor değiliz gelgelelim edebiyat alanında gerçek manada bir kısırlık mevzubahistir. Bu işi hakkıyla yapan birkaç sanatçıya da haksızlık yapmamamız lazım, onların da sıkıntısı eserlerini yayınlayacak eleştiri tarzına ağırlık veren edebiyat dergilerinin sayısının çok az olmasıdır.

Durum böyle olunca birkaç on yıl önce son derece kaliteli olan edebiyat dergilerimiz artık sadece güçlü yayınevlerinin birer reklam panosuna dönüşmüş durumdadır. Halbuki eleştiri, salt reklam ve tanıtım amaçlı değildir, apayrı bir edebiyat dalıdır. Zaten kısır olan edebiyat üretimimizde bu eksiklik de ayrı bir handikap olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aslında Türk edebiyatı yakın zamana kadar geleneksel olarak önemli eleştirmenler barındırmıştır. Tanzimat döneminde Nabizade Nazım, Namık Kemal; Serveti Fünun akımında Hüseyin Cahit;  cumhuriyet döneminde Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin; çağdaşlarımız Tahsin Yücel, Yaşar Nabi, Melih Cevdet, Vedat Günyol, Mehmet Kaplan, Mermi Uygur, Cemil Meriç, Adnan Benk gibi. Bu alanda kaynak kitap, Mehmet Rifat’ın İş Bankası Yayınları’ndan çıkan ‘’Bizim Eleştirmenlerimiz’’ dir.

Hüseyin Siret, Yahya Kemal üstadına yeni yazdığı şiirini çekinerek götürür, ‘’Rehgüzarımda bir garip horoz, eyliyordu benim ile istihza.’’ Bugünün Türkçesi ile söylersek ‘’ Yoluma çıkmış bir garip horoz benimle alay ediyordu.’’ Nasıl buldunuz üstat diye sorar, Yahya Kemal cevaplar ‘’Bence horoz haklı!’’ Eleştirmenlerin ağırlığının olduğu sanat çevrelerinde Tarantino da korkarak okur filminin prömiyeri sonrası gazeteleri, Dan Brown da kitabı yayınlandığında eleştirmen yazılarını heyecanla bekler, Mozart da merak etmiştir bizzat yönettiği Sihirli Flüt prömiyerinin hemen sonrasındaki yorumları.

Eleştirmen, hem sanatçıya hem sanatsevere hem de sanata aynı anda direkt müdahil olan tek kişidir, dolayısı ile vazgeçilmez bir statüsü vardır. Bu nedenlerle hem o sanat dalına, hem toplumun o sanata bakış açısına hem de sanatçının tüm yapıtlarına hakim olmalıdır.

Siyasetten spora aklımıza gelen her sıradan konuda, bilgimiz olsun olmasın fikrimiz olduğu, 24 saat laklak ettiğimiz ve üstelik aralıksız eleştirdiğimiz ortadayken, sanatta ve özellikle edebiyatta yeterli eleştirmen çıkaramamamız enteresan değil midir? İstatistiksel okuma oranımız kişi başına günde bir dakika, yazma oranımız on beş saniye iken edebiyat eleştirmeni de neyi eleştirsin diyebiliriz ama demeyelim ki az miktarda da olsa üretilen edebi yapıtlar eleştirilsin ve sanatımız daha üst düzeye taşınabilsin. Hatırlayalım, çok değil yirmi sene evveline kadar ortaokul düzeyinde, Türkçe derslerinde kitap eleştirisi yaptırılırdı öğrencilere.

Bir edebiyatçı veya herhangi bir sanatçı, eserinin eleştirilmesinden - ki bu negatif de olabilir pozitif de- onur duyar, eleştirilmeye bile layık olmamasından korkar, mesela Goethe düzeyinde biri bile ‘’ Benim için önemli olan eleştirmenin yetkin biri olmasıdır, beni ister övsün ister yersin,’’ demiştir.

Bir edebiyat tutkunu olarak nitelikli eleştirinin eksikliğini veya başka bir deyişle eleştirisizliği eleştiren bir yazı yazmak beni üzüyor.

 

Derkenar:  bugün, 5 Aralık Dünya Toprak Günü, topraklarının % 65 i ileri derecede olmak üzere % 90’ı erozyona maruz kalan ülkemizde ciddiye alınması ümidiyle.

Yorum Yaz

@name x