Paranın satın alabileceği tek mutluluk faizdir.

Paranın satın alabileceği tek mutluluk faizdir.

Paranın satın alabileceği tek mutluluk faizdir.

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

13 Şubat 2018, 11:00
Bu makale 3060 kez okundu

 Hiçbir zaman dikkate almadığım ve kutlamadığım Sevgililer Günü panayırı, bana her seferinde Cem Karaca’nın Ömrüm isimli şarkısının bir mısraını hatırlatır ‘’Düşmüş işportalara sevda gibi sevdalar.’’ Orijinal adı Valentine’s Day’den zorlama tercüme ile 80ler sonrasında halkımıza, Özal tüketim toplumu yaratma çabaları dahilinde kazandırılan bu etkinlik, tek bir güne sığdırılmaya çalışılan ama aslında ezeli ve ebedi olan kutsal duygularımızın, aynı anneler günü, babalar günü gibi basitleştirilmesi neticesinde çok fazla ticaret kokuyor. Gündemimize şimdilerde sokulmaya çalışılan Black Friday ile aynı minvalde bir vahşi kapitalizm elementi.

İllaki bir kutlama yapılacaksa, evlilik kontenjanından gelen türev ilişkiler ve sevgiler daha uygun olmaz mı böyle günlere? Bu bağlamda kutlanası günler için eltiler, görümceler, kayınçolar, dünürler ve nikah sonucu oluşan ‘’Kayın’’ parantezindekileri ( birader, valide, peder gibi) öneriyorum. Bunlara yabancılar gayet mantıklı bir şekilde ‘’İn-law’’ diyorlar yani ‘’Kanunen böyle abicim, ben seçmedim,’’ manasında.

Para ile belki mutlu olabilirsiniz ama mutluluğu satın alamazsınız. Bir kediyi veya kuşu bile satın aldığınızda eğer ona sevgi göstermezseniz size verebileceği, katabileceği mutluluk yoktur. Kapitalizmin Sevgililer Günü icadı sadece para tuzağı olmakla kalmıyor, insanlara mutluluk da empoze ediyor. Kendisine hediye alacak sevgilisi yok diye üzülenler var sevgililer gününde! Yani 364 gün dert etmeyip sadece 14 Şubat’ta karalar bağlamak da enteresan geliyor bana.

Sevgi ve para, aşk ve takvimin tek günü, birbirlerine hiç yakışıyorlar mı? Hediye vermek veya almak güzeldir derseniz onu da bir güne sıkıştırınca, ana fikir elbette alışveriş zorunluluğuna yani kapitalizmin tüketim çılgınlığına yaslanıyor. Halbuki para sadece faiz ile mutlu olur, başka bir tanımla paranın kişileştirilmiş mutluluğu yalnız faizdedir. Sevginin ruhumuzdaki veya kalbimizdeki sürekliliği değil midir esas olan? Bunu neden tek bir güne indirgeyip, paraya endeksleyelim ki?

Neresinden baksanız bakın, bu uydurma günler, işin içine tanımı zor sevgi sözcüğü girince eğreti duruyorlar. Özelleştirmeye çalıştıkça genelleşiyorlar. Mesela insanın tek annesi olur ama birden fazla sevgilisi olabilir hayatı boyunca. Kişi annesini seçemez ama sevgilisini seçebilir. Bir seneden diğerine anneniz değişmez ama sevgiliniz değişebilir. Diğer yandan anne, baba sevgisi gibi kutsal bir duygu senede tek güne sığdırılabilir mi? Soruya benim cevabım, bu günlerin bir tür fetişizm olduğudur.

Birini seviyorsam o kişi özel olduğu içindir, bu özel kişiyi neden herkesin kutladığı genel bir günde öne çıkarayım ki, yeni yıl veya doğum günü kutlaması gibi değildir bu, eğer seviyorsam onunla geçirdiğim her gün özeldir. Nasıl ki herkesin sevgilisi ile tanıştığı, ilk defa öpüştüğü veya evlendiği gün farklıysa, sevgi gösterme şekli de farklı olacaktır.

Toplu nikah, toplu sünnet misali ele almamak lazım aşkı, sevdayı. Birine duyulan aşk, toplumsal veya sosyal değildir, bireyseldir. Sevgililer gününün bir diğer garipliği de bazıları tarafından sadece erkeklerin kadınlara hediye alması şeklinde algılanmasıdır ki bu takvim gününde alınan hediyenin de pahalı olması esastır. Bu bağlamda ülkemizde sevgililer günü geliyor diye tasalanan kadın sayısı erkek sayısına göre çok daha azdır demek de yanlış bir tespit olmaz.

Ben yazılarımda aşk mevzularını anlatabilen biri hiç olamadım onun için burada hemen Schopenhauer’in ‘’Aşkın metafiziği’’ne sığınıyorum: ‘’Aşığın sevgilisine dönmüş ve onun sevgisini isteyen yanı ölümsüz olan yanıdır. Sevgilisinden başka şeyleri isteyen yanı ise ölümlü yanıdır.’’ Kapitalizmin ruhumuzu satın almasına veya başka ruhları almaya aracılık etmesine fazla izin vermeyelim.

Kalbinizde sevginiz hiç azalmasın, sevgiliniz hep aklınızda dolaşsın. Aşkın deliliği ile her gün 14 Şubat olsun.

 

Derkenar: Datça Badem Çiçeği Festivali 16-18 Şubat tarihlerinde bu yıl ilk kez düzenleniyor. Şimdiden önemli sayıda bir katılım ve büyük bir ilgi olacağı ortadadır. Düzenli olarak her yıl yapılırsa kısır kış turizmine büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Festival kapsamında fotoğraf yarışması, doğa yürüyüşleri, resim sergisi, müzik ve folklor gösterileri gibi güzel etkinlikler planlandı. Geçtiğimiz Pazar günü Ovabükü’ne giderken yol boyunca, pembe ve beyaz çiçekleriyle gelin gibi süslenmiş badem ağaçlarını gördük. Bizler gibi ağaçlar da çok heyecanlılar.

Yorum Yaz

@name x