Ormana nasıl seslenirsen öyle cevap verir*

Ormana nasıl seslenirsen öyle cevap verir*

Ormana nasıl seslenirsen öyle cevap verir*

Cenk Sabah Tuzcu,İzle-Yorum

07 Kasım 2017, 08:53
Bu makale 2611 kez okundu

Kasıtlı olarak orman yakmanın cezası Türk hukukuna göre ağır ceza mahkemelerinde yargılanma ile 10 yıldan başlıyor, indirim ve af uygulanmıyor, ceza ertelenemiyor. Öğrendiğimiz kadarıyla suçüstü çok zor ve delil yetersizliği birçok vakada sanıkları kurtarıyor. Mesela üç dört sene evvelki bir orman yangınında sanık elinde yakıt bidonları ile yakalanmasına rağmen bidonlar boş olduğundan serbest kalmıştı. Peki cezalar yeterli mi veya caydırıcı mı? Hukuken de vicdanen de evet diyenimiz azdır.

Ormanı bol ülkelerde, mesela Kanada veya ABD’de durum nedir diye incelediğimizde hapis cezaları aşağı yukarı aynı ama bunun yanında çok ciddi para cezaları var, yanan alanın büyüklüğüne göre mesela West Virginia eyaletinde 1 milyon dolara yaklaşan para cezaları da eklenmiş kararlara. Yakında ABD’de çocuk tacizi yapanların pasaportlarına yazılacağı gibi ülkemizde de bu utancı orman yakanların kimliklerine işlememizi Öneri-yorum.

Bilimsel tanımına gelirsek bir orman yangını (doğal ve vahşi tabiatta), kırsalda meydana gelen yanıcı bitki örtüsü alanındaki bir yangındır. Bölgedeki bitki örtüsüne bağlı olarak, çalı yangını, tam orman yangını, çim ateşi, turba yangını veya bitki örtüsü yangını olarak daha alt bölümlerde sınıflandırılabilir. İlk büyük tabiat yangınlarının 400 milyon yıl önce ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu yangınların birçok ekosistemin flora ve faunası üzerinde evrimsel etkileri olduğu da biliniyor. Dünya, karbon açısından zengin bitki örtüsü, mevsimsel olarak kuru iklimler, atmosferik oksijen, yaygın şimşek ve yanardağ ateşlemeleri nedeniyle kendinden yanıcı bir gezegendir.

Diğer taraftan, orman yangınlarının dört ana doğal nedeni vardır: şimşek, kayalıkların yuvarlanırken çıkardığı kıvılcımlar, topraktaki ani içten yanmalar ve volkanik püskürmeler. İnsan etkisi ile olanlar ise çok çeşitlidir: kundakçılık, atık sigaralar ve piknik ateşleri, elektrik hattı arkları, avcıların tüfek mermisi parçaları, savaş ve çatışma ortamı veya temizlik amaçlı anız yakma gibi.

Amsterdam’da yaşarken arabam ile yolda kaymış, otoban kenarındaki ağaçlık kısma dalıp üç genç fidanı yıkarak durabilmiştim. Yola daha öncesinden yağ döküldüğü için herhangi bir trafik cezası verilmedi ama aylar sonra belediyeden bir yazı geldi. Kısaca, kusursuz olsam da üç ağacın bedeli ve tekrar büyüyene kadar yapılacak bakım masrafları dahil ciddi bir maliyet çıkarmışlardı. Bir mektupla bu duyarlı davranışa teşekkür ederek ödemiştim. Hala üzülürüm o ağaçları istemeden de olsa yok ettiğime.

Aramızda yangın sonrası orman alanı gezenler olduysa bilirler, öncelikle insanın içini derin bir hüzün kaplıyor; tabiatın acımasızca öldürüldüğü gerçeği yanık kokusu ile genzinize, kapkara görüntülerle ruhunuza kazınıyor, iyileşmesi imkansız yaralar açıyor içinizde. Bir de bu katliamın kasıtla yapıldığını öğrendiğimizde tarifsiz öfke patlamaları yaşıyorsunuz. Açıkçası fotoğraf çekerken gözlerim doldu, elim gitmedi oraları görüntülemeye, yangından bağırarak kaçışan hayvanları düşündüm ve kaçışamayıp kökleri ile yok olan ağaçları, bitkileri ve toprak ile birlikte ölen böcekleri. Geçen hafta Datça’da kasten yakılan 30 hektar ormanı ertesi gün gezerken hala tüten dumanlar içinde bunlar vardı. Birkaç sene evvel yine Datça’da kasıtla yakılan ormanlarda olduğu gibi.

Tekrar tekrar bu işe kalkışıldığına göre ceza mı yetersizdi yoksa bilinç mi? 30 hektar, 300 bin metrekare yapıyor, binlerce ağaç, maki, milyonlarca metreküp toprak, sayısız böcek, hayvan ve diğer otlar. Basitçe 550 metre uzunluğunda kenarları olan bir kare düşünün, içindeki tüm fauna ve flora yok oluyor. Otuz saatte yok edilen bu ekosistemin yerine gelmesi belki iki yüz sene sürecek. Birçoğumuz yangında sadece ağaçların yandığını düşünürüz, aslında toprak ve içindeki tüm sisteme can veren mikroorganizmalar yanıyor, onun kendine gelmesi gerçekten uzun zaman alıyor. Bu sistem düzelmeden zaten bitki örtüsünün yeşermesi veya ağaç dikilmesi mümkün değil. Diğer taraftan kuvvetli yağış alan Datça yarımadasında bu yangınlardan sonra kaçınılmaz olarak erozyon sorunu da baş gösterecektir.

Ön tedbirler alınmamış ve ilgililerin insan üstü gayretleri olmasaydı yangın yarımadanın o kısmını tamamen yok edebilirdi fakat cari kanunlara göre verilebilecek cezalar da evvelkiler gibi caydırıcı olmayacak belli ki. O zaman önce cezaları acımasız hale getireceğiz. Klişe söz olan ciğerlerimiz yandı yerine yapanın ciğerleri sökülsün diyeceğiz. Mesela bu orman kaç senede yerine gelecekse o kadar hapis ve çalışma cezası verilmeli, ayrıca bu maliyet suçlulardan tahsil edilmelidir, ciğer böyle sökülür bence.

Yönetim kurulunda görev yaptığım Datça Çevre Derneği on beş senedir, tabiat koruma alanı olan Gebekum’a ilkokul çocuklarını götürerek sahada eğitim programı uyguluyor, bunun sınıflarda verilen eğitimi tamamlayıcı bir unsur olduğunu gözlemliyoruz. Buna benzer olarak, ilçe milli eğitim müdürlüklerinin de itfaiye ve orman şefliği uzmanları eşliğinde, seçilecek ilkokul öğrenci gruplarına yangın geçirmiş orman alanlarında saha eğitimleri vermeleri son derece faydalı olabilir. Bu konuda tüm yerel sivil toplum örgütlerinin de gönüllü olacaklarını tahmin ediyorum.

Demiyoruz ki Hammurabi kanunları uygulanıp, ormanları yakanlar aynı ateşe atılsınlar ama gerçek anlamda ateşle oynadıklarını ve sonucunda mecazi manada ateşe atılacaklarını bilsinler, bir yakarken bin düşünsünler. Atalarımız ‘’Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur,’’ diyerek eğitimi işaret etmişlerdir. Biz de fidanlarımızı evde ve okullarda doğru şekilde eğitelim ki büyüyünce orman yakmayı hiç düşünmesinler.

 

*Fin Atasözü

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Ünsal Coskun 2 hafta önce yorumlandı

her hafta sonu bir kac saatini ormanlik alanlarda geciren birisi olarak, bu tür olaylardan cok etkilendigimi söylemek isterim. tepkilerimizin toplum olarak anlik oldugunu düsünüyorum. daha kalici bir seyler yapmali gibi. ama bazen anlatilan, sadece karsidakinin anladigi kadar oluyor derler ya ... sanirim sorun burada. anlatamiyoruz ve inatla anlamiyoruz.

Kişi beğendi.