Öğrencilere sadece merak etmeyi öğretsek yeterlidir.

Öğrencilere sadece merak etmeyi öğretsek yeterlidir.

Öğrencilere sadece merak etmeyi öğretsek yeterlidir.

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

11 Mayıs 2018, 14:03
Bu makale 3019 kez okundu

 Meraksızız, halbuki merak denilen düşünsel eylemin insan türünün en doğal ve en ilkel mekanizması olduğunu biliyoruz. Yine de millet olarak uyuşukluk derecesinde meraksızız. Bu bizi ilgisizliğe, okumasızlığa, yazmasızlığa ve nihayetinde cehalete mahkum ediyor. Dedikodu merakı ise bu cehaletin son halkasıdır.

Modern manada yapılan ilk nüfus sayımımız 1830 yılına uzanıyor ve İmparatorluk çapında gerçekleştirilmiş. Gelgelelim bu çalışma Başbakanlık Osmanlı arşivinde özel bir tasnifte duruyormuş ve henüz araştırmacılara açılmamış; nitekim 2010 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından basılan ‘’Menteşe Sancağı 1830, Nüfus ve Toplum Yapısı’’ isimli kitabının önsözünde bu şekilde belirtmiş Prof. Mübahat Kütükoğlu.

Bu araştırmanın tamamen bir tesadüfe dayalı olduğu da açıklanmış: 1830 yılına ait Menteşe Sancağı ile ilgili defter başka bir yerin nüfus defterleri araştırıldığında araya karışmış ve hemen dikkate alınarak incelenmiş. Osmanlı döneminde ilk Nüfus Müdüriyeti’nin 1884’de kurulmuş olması da bu işlere ne kadar önem ver(me)diğimizin bir göstergesidir ama biz bulduklarımızla ilgilenelim şimdilik.

Menteşe Sancağı, kabaca bugünkü Muğla ili ile Denizli ilinin bazı bölümlerini (örn. Tavas) içeriyordu. Dolayısı ile yaşadığım Datça hakkında enteresan istatistikler ve bilgiler sunuyor. O zamanlar kazanın adı Dadya idi ve Yunanca Stadia kelimesinden geliyordu. Dadya ismi Cumhuriyetten sonra Kastamonu’nun Daday ilçesi ile karıştırılmasın diye değiştirilmiştir.

Hocamızın merakı kitabı yaratmış benim merakım ise yıllardır aradığım bilgilere ulaşmamı sağlamıştır. Kitap hakkında gerekli referansları verdiğim için merak edenler kolayca ulaşıp satın alabilirler. Bu akademik çalışma, yaşadığım coğrafya olan Datça, Bodrum ve Marmaris üzerine tarihsel açıdan ilk olduğu kadar emsalsiz demografik bilgiler içeriyor, özellikle Datça üzerine olanlar.

Mesela Bozburun’un eski adının Tarahya; Emecik köyünün Eymecik; Hisarönü’nün Hisarini; Gökova’nın Gökabad; Bodrum’un Turgutreis olan kısmının Saruluz olduklarını yeni öğrendim. Datça’da ise 1830 sayımında Dadya merkezi (şimdiki Eski Datça mahallesi, Nefs yani merkez adıyla kayıtlara geçmiş) ile Karaköy, Kızlan, Betçe, Eleki (şimdiki Reşadiye) ve Eymecik (şimdiki Emecik) köyleri belirtilmiş. Eskiden Dadya nahiyesine bağlı bulunan Natur isimli köy ise şimdi yokmuş.

Araştırmada günümüz nüfus sayımlarında kullanılmayan çok farklı istatistikler de var; Menteşe Sancağı’nda bulunan kazalardan Dadya’da, dede adını taşıyan torun ortalaması %36 ile sancağın en yükseği, ikinci sırada sizce hangi kaza var? %35 ile karşı komşusu Bodrum. Sarışınların nüfusa en düşük oranda olduğu 2. kaza da Dadya. En düşük sarışın nüfus ortalaması Tarahya’da (Bozburun) imiş.

Kitaptan son alarak Dadya kazasında o dönemdeki ilgi çekici lakapları da yazalım ve merak edenleri teşvik edelim: Karabellekoğlu (Eski Datça Mahallesi), Nobranoğlu (Betçe Mahallesi yani şimdiki Mesudiye tarafı.) İki yüz sene evvelki atalarının, dedelerinin ilk kayıtlarını merak eden çıkar herhalde.

Ben de Menteşe ismine merak saldım, savruldum. Bunu hiçbir Türk tarihçinin merak etmemesine ise nedense şaşırmadım. Avusturyalı tarihçi Paul Wittek’in ‘’Menteşe Beyliği, 13-15. Yüzyıl’’ isimli araştırmasında, bu ismin bir şahıs, aile veya topluluk mu olduğu yoksa Karia döneminden önce bölgeye verilen ‘’Mandachia’’ adından mı geldiği tartışılıyor ve kesin bir cevap verilemiyor. Aynı şekilde Menteşe Beyliği’nin Mandalyat (şimdiki Güllük körfezinin kuzeyi ve Didim) isimli bir kazası da var konumuz olan 1830 nüfus sayımında.

Endişeye mahal yok, merak kediyi öldürür ama geriye sekiz canı kalır, kedi ise canı pahasına merak etmeye devam eder.

 

 

Derkenar: Freud, rasyonel ve özgür bireyi irrasyonel cinsellik içinde eriteli; Einstein, fiziği belirsizlik ve akışkanlık içinde yoğuralı; Schoenberg, müziği on iki tonla ölçüleyeli; Picasso, uzayın üç boyutunu iki boyuta indirgeyeli, bir asırdan fazla oldu ve hala ısrarla bu gelişmeleri merak etmiyoruz. Meraksızlığımızın nedenini bile merak etmeyişimiz bundadır belki de.

Yorum Yaz

@name x