Mimozaları, erguvanları, baharı sevmeyen var mıdır acaba?

Mimozaları, erguvanları, baharı sevmeyen var mıdır acaba?

Mimozaları, erguvanları, baharı sevmeyen var mıdır acaba?

Burcu Dereli

19 Nisan 2018, 13:11
Bu makale 1746 kez okundu

Ne güzeldir bahar, ne güzeldir erguvanlar, ya kuşların cıvıltısına ne demeli? Cemrelerin toprağa düşmesiyle bahar göz kırpmaya başlar. Hani böyle içiniz kıpır kıpır olur, güneş size gülümser ya tatlı tatlı, içinizi bir huzur kaplar ya hani yeniden yenilenirsiniz. O zaman hoş gelmiş Bahar.

İlkbahar çocuğu olduğumdan olsa gerek, baharı coşkuyla karşılayanlardanım. Bir boğaz turu ayarlayıp boğazdaki yalıları, oralardaki yaşanmışlıkları anlatan ve erguvanlarla tanışmamı sağlayan Ntv yıllarından eski dostum, güzel insan Hikmet Bila’ya dualarımı gönderiyorum. Sanki masal anlatır gibi; tane tane, ne güzeldi anlatırdı. O iyi insanlar o güzel atlara binip, çekip gittiler.

Erguvanlarla ilgili hikâyeleri internetten biraz araştırdığımda şu sonuçlara ulaştım:
Mor erguvan kelime dizisi o kadar yerleşmiştir ki zihinlere, hatta bu mor rengi ile ilgili efsaneler, destanlar vardır. Bazı Hıristiyan inanışlarına göre meşhur “Son Akşam Yemeği”nden sonra Hz. İsa’yı 30 gümüş karşılığında meclise bildirerek ona ihanet eder ve pişman olur. İsa’nın ihanet eden havarisi Yahuda’nın kendini bu ağaca astığı bilinir. Efsaneye göre bu olaydan sonra, önceleri beyaz olan erguvan çiçekleri utançtan ya da kandan kırmızıya dönüşür. Bu nedenle Erguvan ağacının İngilizcedeki adı Judas Tree‘dir (Yahuda’nın Ağacı). Aklıma Judas Priest geldi ama onun konumuzla bir alakası yok tabii.

Roma imparatorluğu döneminde erguvan rengi, kararlılığın, gücün ve imparatorluğun rengiymiş. Erguvan rengi doğal yollarla üretilebilecek en zor renk olduğu için sadece asiller giyermiş bu rengi. İmparator dışında hiç kimsenin mor pelerini yokmuş. Alıntı: https://www.elmaelma.com/

Mimoza çiçeği anlamını da, hikâyesini de hayat dolu renklerine borçlu.

İtalya 1946 yılında ikinci dünya savaşından yıkık dökük çıkmış; insanlar bir coşku, yaşama dair bir umut aramaktalardı. Derken İtalyan Kadın Birliği üyesi olan 3 kadın, toplumun yeniden inşasının “kadın dayanışmasına” bağlı olduğunu düşündüler: Teresa Mattei, Rita Montagnana ve Teresa Noce.

Üç güçlü kadın, bu yaklaşımlarını sembolize etmesi için bir çiçek seçmeyi teklif ettiler. Sunulan tüm teklifler arasında üç tanesi öne çıktı: Karanfil, anemon ve enfes kokusuyla mimoza çiçeği. Aşağıdaki özellikleri sayesinde kazanan mimoza çiçeği oldu: 
• Sapsarı renkleri ile neşe saçtığı için (savaşla yıpranan moraller, mimoza çiçeği ile düzelsin diye)
• Martta çiçek açtığı için (Dünya Kadınlar Gününü sembolize etsin diye)
• Büyük bir ağaç haline gelene kadar çok fazla emek ve bakım gerektirmediği için (İtalya da mimoza çiçeği gibi hızla kalkınabilsin diye)
• En önemlisi de, aynı kadınlar gibi kırılgan görünümlerinin arkasında güçlü bir karakter barındırdığı için (mimoza çiçeği zor coğrafi koşullarda bile çiçek açabilir).

O gün bugündür başta İtalya ve Rusya’da olmak üzere, Dünya Kadınlar Gününde (8 Mart) kadınlara mimoza çiçeği hediye edilmektedir. Alıntı ;https://elitfeminen.com

Küçük sarı pon ponlara benzeyen, mis kokulu mimozaları da bahar geldi mi hemen her yerde görmek mümkün.

Güzel İstanbul’um çok aşığım sana, her mevsimin güzel olduğu kadar baharın da ayrı güzel. Mart-Nisan aylarında Erguvanları görmek istiyorsanız; Avrupa yakasında oturanlar için Yıldız Parkı, Rumeli Hisarı ve Emirgan Korusu’nu; Anadolu yakasında ise Fenerbahçe Parkı, Fethipaşa Korusu, Vaniköy Papaz Korusu ve Kanlıca’da ve adalarda görebilirsiniz.

Bahar duyguların öne çıktığı mevsimdir; yeniden doğuş, tazelik ve canlılık demektir. Hayata tutunmaktır bahar, yaşamın olağanüstü güzelliklerini görebilmektir. Güneşe hasret tohumlar, filizlenip neşe içerisinde güneşe kavuşuyorlar uzun bir yolculuktan sonra evlerine dönen leylekler, kırlangıçlar, çoğunun adlarını bile bilmediğimiz göçmen kuşları ve onların heyecanları, sevinç çığlıkları… Bahar mevsimi uyanıştır, diriliştir, uyuşukluktan, tembellikten kurtulma, canlanma, hareketliliktir. Hafiflemek, yüklerden kurtulmaktır. Haydi bakalım çıkalım sokaklara, çıkalım doğaya, ne duruyorsunuz bakalım etrafımıza, görmek isteyene ne kadar çok görülecek güzellikler var.

Aşk mevsimidir bahar, âşıkların mevsimi. Sevgili Candan Erçetin’in “Bahar” şarkısını bilmeyenler için sözlerini yazmak istedim. Açın internetinizi, dinleyin bu güzel şarkıyı, içiniz huzurla dolsun.

Sen bana müjde misin umut musun sevgili
Kim demiş geçti mevsim ufukta göründü kar
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili
Benim yorgun gönlümde aşkının telaşı var
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili
Benim olgun gönlümde aşkının telaşı var

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabii ki ben böyle olduğum için bahar
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim
Bütün kış dallarında tomurcuklar var

Sen bana vaat misin lütuf musun sevgili
Kim ne derse desin al beni sinene sar
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim gönül ülkemde bir tek senin aşkın var
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim yorgun gönlümde bir tek senin aşkın var

Kendinize iyi davranın.
Sevgiler
Burcu Dereli (19.04.2018)

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 2

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Mehmet Karlı 1 ay önce yorumlandı

İçimdeki şiir coşkusunu yeniden yeşerttiniz Teşekkürler Burcu Hanım Bahar Sarhoşluğu İki sevgilinin gülüşüne benzer Bir nisan havası değil mi esen? Zincirlere, kelepçelere inat, Kanatlarımı açmak zamanıdır; Allahaısmarladık kaldırımlar. Giyenler düşünsün dar elbiseyi; Ölçülü sözü, hesaplı adımı Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan; Saltanat sürer gibi uçuyorum, Erik ağacı gelin olduğu gün. Cahit Sıtkı Tarancı

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Sebahat MAYA 1 ay önce yorumlandı

ne güzel anlatmışsınız, diğer yazılarınızı da okudum.ışığınız çoğalsın ki hepimize ulaşsın yüreğinize sağlık

Kişi beğendi.