"MECLİS BAŞKANIMIZ KONUŞURKEN, TBMM BİNAMIZ BOMBALANDI!"

"MECLİS BAŞKANIMIZ KONUŞURKEN, TBMM BİNAMIZ BOMBALANDI!"

"MECLİS BAŞKANIMIZ KONUŞURKEN, TBMM BİNAMIZ BOMBALANDI!"

Nilsu Duru

23 Aralık 2016, 11:57
Bu röportaj 161 kez okundu

 " BOMBALAR ve SAVAŞ UÇAKLARININ ALTINDA MECLİSE GEÇTİM . "


 Ak Parti Kahramanmaraş Milletvekili Dr. Mehmet İlker Çitil : " Meclis başkanımız konuşurken bulunduğumuz binaya bir bomba düştü. O an şunu düşündüm. Ülkemizdeyiz. Başkentimiz Ankara’dayız. İşgal dönemlerinde bile Ankara’ya ve Meclisimize saldırı olmamışken ne gariptir ki vatandaşlarımızın vergisi ile alınan savaş uçakları, helikopterler ve çeşitli silahlar tarafından saldırıya uğruyoruz."


15 Temmuz' da yaşanan hain saldırıda mecliste neler yaşandı? Tüm detaylar ve daha fazlası röportajımızda sizlerle...



Merhaba 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldunuz. Sonrasını sizden dinleyelim mi ? 


1992 yılında mezun olduktan sonra bir yıl Tokat’ta mecburi hizmet yaptım. Ardından Kahramanmaraş’a tayin oldum. 1994-1995 yılları arasında 15 ay boyunca yedek subay olarak Tekirdağ Çorlu Askeri Hastanesi'nde görev yaptım.

Askerlik dönüşü Kahramanmaraş’ta 2002 Kasım ayına kadar Kahramanmaraş Devlet Hastanesi Acil Servisinde, Ortaseki Sağlık Ocağı ve Fatih 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ve Adli Tabiplik hizmetleri dahil olmak üzere değişik birimlerde çalıştım.

2002 Kasım’da AK Partimizin iktidara gelmesiyle birlikte Kahramanmaraş Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde Başhekim Yardımcılığı ve İl Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundum.

2010-2011 yıllarında Çorum İl Sağlık Müdürlüğü ve ardından kısa bir süre Sağlık Bakanlığı Müşavirliği görevinde bulundum. 2011 Eylülde Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürü olarak atandım ve 07 Haziran 2015 Milletvekilliği Genel Seçimleri için AK Partiden aday adayı olmak için istifa ettim. Bu seçimde, Kahramanmaraş Milletvekili olarak seçildim. 26. Dönem de tekrar aday gösterilerek Milletvekili seçildim ve bu tarihe kadar da görevime devam etmekteyim.

TBMM Sağlık Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon üyesiyim. Ayrıca Türkiye Cibuti Parlementolararası Dostluk Grubu Başkanlığı'nı yürütmekteyim.


* Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü yaptığınız dönemde birçok başarıya imza attınız. " Sağlıkta Dönüşüm Programı "bunlardan biriydi. Neler yapıldı bu projeyle ? 

Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürüttüğüm süre zarfında; Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında, İlimizdeki 3 ayrı hastanenin 1000 yataklı Necip Fazıl Şehir Hastanesi adı altında birleştirilmesi ve ana yerleşkedeki yeni binanın 14 Mart 2012 tarihinde açılması sağlandı.

663 sayılı KHK kapsamında Mart 2012’de Halk Sağlığı Müdürlüğünün Kasım 2012’de ise Kahramanmaraş Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin kurulması sağlandı.

İcrai olarak yürüttüğümüz 112 Acil Sağlık Hizmetleri noktasında; 2012 yılında en çok hibe çalışması yapan illerden olduğumuz için Sağlık Bakanlığımızca ilimize 4 ambulans daha hediye edilmiştir. Ambulans sayısının 39’dan 64’e, istasyon sayısının 22’ten 33’e, kentseldeki acil vaka ulaşım oranlarını %89’dan %92’ye, il genelindeki yoğun bakım yatak sayısı 239’dan 424’e çıkmasına katkıda bulundum.

Kahramanmaraş genel memnuniyet sıralamasında % 85,6 memnuniyet seviyesi ile Türkiye 8. olmuştur. Ayrıca 30 Büyükşehir ve komşu illeri arasında da 1.sırada yer almıştır. 


      "TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE HASTALARIMIZ TOPLUMA KAZANDIRILIYOR." 

* Gerek daha önce görev yaptığınız Çorum’da gerekse Kahramanmaraş’ta görev yaptığınız dönemde ilk defa " Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nin " açılması fikri nasıl oluştu? Bu merkezlerde ne gibi hizmetler sunuluyor ? 

O dönemde şimdiki Sağlık Bakanımız görev yapıyordu. Sağlık Bakanlığımızın sosyal projeler kapsamında her ile bir adet olmak üzere Toplum Ruh Sağlığı Merkezi kurulması hedefleniyordu. Benimde ilk işim önceden görev yaptığım Çorum' da, daha sonra da halen açılmamış olan Kahramanmaraş ilimizde Toplum Ruh Sağlığı Merkezini kurmaktı ve çok şükür bizlere nasip oldu.

Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin amacı; bazı psikiyatrik hasta ve hastalıkların tedavisi ve topluma kazandırılması için hastane ortamı dışında bir yer hazırlamak ve o hastaları rehabilite edip gerek işine gerekse sosyal çevresine katılmasını sağlamaktır. Kişiyi üretime ve çalışmaya sevk edip kazanmaktır. Ayrıca bu tür hastaların hastane yatış günlerini kısaltmak diye özetleyebiliriz.


"2017 YILINDA SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMÜN 2. FAZI DEVREYE GİRECEK." 

* Sağlıkta artık kanser hastalarımız tedavilerine fark ödemeden özel hastanelerde tedavi görebilecek. Konuyla alakalı bugüne kadar yaşanan en büyük sorunlardan biri çözülmüş oldu. Sırada hangi projeler var ?

Sağlık Bakanımızın da yakın zamanda duyurduğu gibi 2017 yılı itibariyle sağlıkta dönüşümün 2. Fazı devreye sokulacak. Burada öne çıkan başlıklar ise; Akılcı antibiyotik kullanımının daha yaygın hale getirilmesi, e-reçete kullanım oranlarının artırılması ve böylece kağıtsız ve dijital hastaneciliğin yaygınlaştırılmasının sağlanması, Merkezi Hastane Randevu Sisteminin (MHRS) vatandaşımız tarafından daha etkin kullanımının sağlanması ve böylece hastanede kalış sürelerinin azaltılması, bünyesinde hekimlerimizin yanı sıra hizmet verecek olan fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve laboratuvar hizmetleri dahil bulunacak ve 50 bin nüfus başına yapılması planlanan Sağlıklı Yaşam Merkezlerinin ülke genelinde yaygınlaştırılması, Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranlarının %80’lerin üzerine çıkarılması, anne ölümlerinin 100 binde 10'un, bebek ölümlerinde de 1000'de 6'nın altına çekilmesi gibi önceliklerimiz var. Bunu 2023'e kadar gerçekleştirmeyi istiyoruz


" 15 TEMMUZ' DA HDP' Lİ VEKİLLER ÇAĞRILDIKLARI HALDE MECLİSE GELMEDİLER " 

* 15 Temmuz hain saldırının olduğu günü bize anlatır mısınız ? 

Darbe girişiminin olduğu gün Ankara'daydım. Kamu Güvenliği Müsteşar Yardımcısı ve hemşehrilerimle birlikte yaklaşık 7-8 kişilik bir arkadaş grubu ile yemek yedikten sonra bir kafede oturup çay içiyorduk. Bu esnada uçakların alçak uçuş yaptığını fark ettik. Daha sonra İstanbul’daki Boğaz Köprüsünün tek taraflı tutulduğu bilgisini aldık. Bu gelişmeler esnasında şahsımın ve Müsteşar yardımcımızın hiçbir bilgisi yoktu. Bu andan itibaren telefon aracılığıyla çeşitli mercilerden ve arkadaş çevremizden bilgi almaya çalıştık. Müsteşar Yardımcımız istihbarat çevrelerinden bu yaşananların bir darbe girişimi olduğu bilgisini verdi. Aynı anda başta Ankara ve İstanbul olmak üzere farklı illerimizde askerlerle polislerin arasında çatışmaların çıktığı bilgisini aldık. O süreçte biz “herhalde bir mesaj verilmeye çalışılıyor” diye düşündük. Ardından kısa bir süre sonra Genel Kurmay Başkanımızın alıkonulduğu bilgisini aldık. Ve kısa bir süre sonra TRT’nin darbeciler tarafından ele geçirildiği ve yönetimine el konduğu bilgisi geldi. Bütün bunlara rağmen ülkemizde böyle bir darbe girişiminin olabileceğine ihtimal veremiyorduk. Malum darbe dönemleri artık geride kaldı diye düşündük açıkçası. Onun üzerine yaklaşık 500 kişinin bulunduğu kafe bir anda boşaldı. Sadece bizim içinde bulunduğumuz 7-8 kişilik ekip kaldık. Ardından Müsteşar Yardımcımız güvenlik nedeniyle kendisinin Gölbaşındaki kaldığı yere İstanbul’dan gelen misafirleriyle birlikte bizi davet etti. Bizde kendimiz bir takım güvenlik önlemi aldık. Olası bir durdurma ihtimaline karşın kimliklerimizi sakladık ve Gölbaşına gittik. Bu arada Gölbaşında bulunan Özel Harekat Daire Başkanlığı’na bombalarla ve uzun namlulu silahlarla saldırılar düzenlendiğini öğrendik. Aynı zamanda havada uçaklar ve helikopterler vardı. Böyle bir ortamda gitmiştik Gölbaşı'na. 

Bu arada Meclisten kısa mesaj geldi. Ama her türlü ihtimali düşündüğümüz için mesaj sisteminin de darbe yanlıları tarafından ele geçirilmiş olabileceği ihtimalini düşündük. Ama çağırıldığım ve her şeye rağmen Yüce Meclis Çatısı altında olmam gerektiği için; üzerimizde art niyetli uçan savaş uçaklarına ve helikopterlere rağmen Meclise doğru yola çıktım. Tabiki böyle bir durumda sonucunda ölüm bile olsa Meclise gitmeye karar verdim.

Mecliste önce 15-20 kadar AK Parti Milletvekilimiz vardı. Zaman geçtikçe MHP ve CHP Milletvekillerimiz de gelmeye başladı. HDP Milletvekilleri de çağrıldı ama onlardan gelen olmadı. CHP ve MHP Grup Başkanvekillerimiz ve 10-15 civarı CHP ve MHP Milletvekillerimiz de meclise gelmişlerdi. Bu arada kendi imkanlarımızla cep telefonlarımızdan canlı yayınlar yaptık. Medya mensupları da meclis içine girdiler. Herkes sivil kıyafetleri ile meclis içine girmiş oldu. Meclis Başkanımız ve arkasından partilerimizin grup başkanvekilleri açıklamalarda bulundular. Hep birlikte görüntü vererek Meclis çatısı altında birlik ve beraberlik ruhu içinde mesajlarımızı tüm halkımıza ilan ettik. 

O arada Meclis başkanımız konuşurken bulunduğumuz binaya bir bomba düştü. O an şunu düşündüm. Ülkemizdeyiz. Başkentimiz Ankara’dayız. İşgal dönemlerinde bile Ankara’ya ve Meclisimize saldırı olmamışken ne gariptir ki vatandaşlarımızın vergisi ile alınan savaş uçakları, helikopterler ve çeşitli silahlar tarafından saldırıya uğramak sanki düşman kuvvetlerine ait uçaklar tarafından saldırıya uğramak insanın hiçbir şekilde kabullenemeyeceği çok ağır bir durumdu. Bu garip duygular içinde ve hayatımız pahasına bile olsa Millet iradesinin tecelligahı Meclisimizde bulunduk. Daha sonra daha güvenli olması nedeniyle sığınaklara indik.


"AMAÇLARI DARBENİN DE ÖTESİNDE İÇ SAVAŞ ÇIKARMAKTIR ."

* Yaşanan terör saldırıları için neler söylemek istersiniz ?


Yaşanan terör olaylarının ülkemizin birlik ve beraberliğine gelişmesine ilerlemesine mani olmak için çok farklı grup ve ülkenin işbirliği içerisinde yapıldığı kanaatindeyim. Maalesef geçmişten buyana ülkemiz ne zaman bir huzur ve gelişme ortamına kavuşsa, demokrasi ve insan hakları noktasında bir ivme kazansa dış mihraklar ve içimizdeki işbirlikçi hainler el ele vererek bizi bölmeye karıştırmaya ve gelişmemizi engellemeye çalışıyorlar.

Malum 2002’den bu yana da dönem dönem aynı şekilde operasyon denediler. 28 şubat, e-muhtıra, 367 dayatması, parti kapatma davası, gezi olayları, kobani olayları, 17-25 aralık ve en son 15 temmuz darbe ve işgal girişimi bunlara örnekti.

Pkk, Fetö, Deaş ve diğer terörist gruplar, dışarıdaki herkesin tahmin ettiği mihraklarla beraber işbirliği içerisinde ülkemizi kaos ortamına taşımak ve iç karışıklık oluşturmak istiyorlar. Amaç darbenin de ötesinde işgal ve iç savaş çıkartma girişimidir. Ama başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere güvenlik kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz ile birlikte, yapılan ve yapılmakta olan müdahalelerin hepsi Allah' ın  izniyle boşa çıkacaktır.

* Son olarak Başkanlık Sistemi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

14 yıllık AK Parti İktidarımızda, ülke olarak elde ettiğimiz kazanımlar ortadır. İşte ülke olarak elde ettiğimiz bu kazanımları korumak ve siyasi yapıyı güçlendirmek adına verdiğimiz anayasa teklifi çok önemlidir. Çok kıymetlidir. Keskin kuvvetler ayrılığı ile güçlenecek demokrasimiz koalisyonlarla yıpranmayacak ve 2023,2053 ve 2071’e daha sağlam adımlarla ilerleyecektir. Bu arada ülkemizin üniter yapısı daha da sağlamlaşmış olacaktır. Bu nokta, AK Parti Kurucu Genel Başkanımız ve seçilmiş ilk Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Biz de size teşekkür ediyoruz. Saygılar. 


Nilsu DURU
Twitter: nilsu_duru

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 3

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

zahide 4 ay önce yorumlandı

çok anlamlı bir söyleşi olmus. yaşananları gözler önüne seren

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Şeyma ARSLAN 4 ay önce yorumlandı

Sayın vekilimizin sağlık alanında gösterdiği çabalar, hizmetler herkesin takdirini kazanmıştır. Bilhassa Çorum halkının kalbindeki yeri ayrıdır. 15 Temmuz darbe gecesi de dik duruşu, cesareti ile gönüllere taht kurmuştur. Her daim yolu açık olsun.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Vatan Hainleri 5 ay önce yorumlandı

O an gözümde canlandı nasıl olur diyorum aklım almıyor meclise millete bomba silah saldırı bu nasıl bir ihanet nasıl bir kin

Kişi beğendi.