‘’Yine de herkes sevdiğini öldürür.’’

‘’Yine de herkes sevdiğini öldürür.’’

22 Şubat 2019 Cuma 10:46
Bu haber 1342 kez okundu

''Reading Zindanı Baladı, 121 yıl önce bir Şubat günü yayınlandı.'


‘’Yine de herkes sevdiğini öldürür.’’
banner26
 455

 Antik Yunan’ın üç tarihçisi sadece tarih ilminin, tüm sosyal bilimlerin laboratuarı olmasını sağlamakla kalmamış, farklı üslupları ile o günden bu yana tarih yazımının temelini oluşturmuşlardır. Modern tarih yazarlarının, Helenistik Dönem’e kadar olan periyodu anlatırken başta Heredotos olmak üzere Thukydides ve Ksenephon’a başvurmamaları mümkün değildir. Sadece modern yazarların değil bütün tarih boyunca kralların, komutanların ve siyasetçilerin en önemli referansları bu üç tarihçi olmuştur.

Ksenophon ( MÖ 430-355), tarih yazımında akıcı anlatımı ve yalın dili kullanmış; Anabasis isimli eseri başta Büyük İskender, Scpio ve Napoleon gibi önemli şahsiyetlerin referans kitabı olmuştur. Trabzon’da bal yiyip bayılan askerler, binlerce kilometre dağlarda yürüdükten sonra denizi görünce ağlayanlar ve artık deniz yolculuğu isteyenler, Giresun’da panikle denize atlayıp boğulanlar ve yüzlerce önemli ayrıntı bu kitaptadır. İskender’in de doğu seferinde aynı gidiş rotasını izlediği bilinir.

Heredotos (MÖ 485-426) ise pozitif ve süslü anlatımın, tarih yazarlığına naif yaklaşımın sembolüdür. Dokuz ciltlik kitabı sadece tarih değil, coğrafya, sosyoloji ve tüm sosyal bilimlerin temelini oluşturur.

Ama beni en çok Thukydides’in (MÖ 460- 395) analitik anlatımı etkilemiştir. Kendisinin aslında bir general ve bizzat yaşadığı Peloponnessos Savaşları anlatıcısı olması analitik ve oldukça detaylı tarihçiliğine yardımcı olmuştur.

Heredotos sadece gezginci bir tarihçiymiş; Ksenophon filozofken aniden asker sonra general sonra da köşesine çekilip tarihçi olmuş; Thukydides ise önce asker sonra anılarını yazarken tarihçiliğe terfi etmiş.

Demek ki bu işin bir standardı yok. General ve filozof tarihçi olur da bankacı neden olmasın? Ben işletme okudum ve bankacı oldum, 23 sene sonra profesyonel hayata veda edip tarih okumaya başladım. Antik Yunan’ın ve mahşerin üç tarihçisi bana el verse fena mı olur? Ayrıca lise hayatım boyunca Suna Arı hocanın sözlülerinin de vazgeçilmez talebesiydim.

 

 456

 Thales tüccardı,  Mısıra gitmeseydi, geometri öğrenmeseydi Atina felsefesi ol(a)mazdı.  Onun gibi Batı Anadolulu tüm filozoflar antik Yunan felsefesinin öncülleridir. Felsefe dünyası, kıta Yunanistan’ına veya Atina’ya taşınırken temel taşları yerine çoktan oturmuştu. Thales de geometri öğrendiğinde ona Geo+Metro (Yer+Ölçmek) olan Yunanca adını uygun gördü ama Antik Mısır, Nil Nehri’nin su taşmalarını çözmek için ondan bin sene evvel geometri kullanıyordu.

Aynı şekilde, Hârizmî’nin (780-850) sıfırı kullanıp gökbilim ve matematik bilimlerini ilerletmesi veya Cabir Bin Hayyan’ın ( 721- 815) yine sıfır maharetiyle Cebir’i yaratarak çok bilinmeyenli denklemleri çözülür hale getirmesi, büyük ölçüde kadim Hint medeniyeti sayesindedir.

Uzunca bir dönem ışık ve medeniyet hep doğudan yükselmiştir. Günümüzde, okullarda matematik derslerinde cebir ve geometrinin ayrı disiplinler olarak okutulması gerekir, eskiden olduğu gibi hesap ve hendese şeklinde. Platon’un, Academia’nın kapısına eksik yazmış olması onun suçu değildir, o dönemde Atina’da henüz cebir yoktu, olsaydı ‘’Hesap ve hendese bilmeyen giremez,’’ yazardı kuşkusuz.

 

 457

‘’Uzakta, elleri havada, tuhaf hareketler yapan, anlaşılmaz davranışlarda bulunan, çok ateşli, bitmeyecek bir enerjiye sahipmiş gibi görünen insanlar vardı.’’ Böyle tanımlamış Heredotos, Doğu Karadeniz’de, muhtemelen Trabzon ve Rize’de gördüğü insanları. ‘’Uzaktan,’’ demiş! Herhalde yanlarına gidecek cesareti olmamış. Egeli bir tarihçi gezginin bakış açısının tersini de oğlum, Rizeli Sait Kaya, yıllar evvel 23 Nisan gösterisinde zeybek oynarken söylemişti ‘’Çok yavaş, çok ağır.’’ Keşke Rize’den de gezgin çıkmış olaydı, Ege’ye gelip yerli halkı tanımlasaydı da öğrenseydik bakış açılarını. Anabasis’de Ksenophon da anlatmış Doğu Karadeniz halklarını, ama tersi yok. Bir tek Diogenes, Sinop’tan kalkıp gelmiş, o da işi deliliğe vurmuş; kolay değildi elbette o zamanlar Büyük İskender’e ayar vermek.

 

 458

 Yayınlanışının tam da 100. senesi olan 1998’in şubat ayında, ilk defa ayak bastığım Dublin’in, sıra dışı yazarının eğitim gördüğü Trinity College’in muhteşem kütüphanesinde, elimde Fransızca ‘’La Ballade de la Geôle de Reading’’ ve efsane Türkçe ‘’Reading Zindanı Baladı’’çevirileri ile danışma bölümüne yaslanıp, ‘’The Ballad of Reading Gaol’’ün en eski baskılarından birini istemiştim.

Konu Oscar Wilde olunca akan suların durduğu bir kültür hazinesi olan kütüphanenin sorumlusu elimdeki kitaplara bakarak, Fransızca çeviriyi tanıdığını ama diğer kitabın dilini anlamadığını söyledi. ‘’Türkçe’’dedim ve Türkçesinin, Fransızcasından Özdemir Asaf tarafından hazırlanıp yayınlandığını ekledim. Beni kütüphaneye üye yaptı ve kitabın, yanılmıyorsam, 1920li yıllara ait bir baskısını verdi. Hemen bir masaya oturup şiirin, İngilizce, Fransızca ve Türkçe arasındaki geçişlerine yoğunlaşmaya başladım. Özdemir Asaf’ın Türkçesini yayınladığı kitap, 1968 baskısıydı. Lise sondayken tüm Cağaloğlu ve Sahaflar’ı arşınlayıp bir kopya bulabilmiştim.

‘’Yene de herkes sevdiğini öldürür/Bu böylece biline/Kimi bunu kin dolu bakışları ile yapar/ Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür/Korkak bir öpücükle/Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür.’’

Hapisteyken, 1895’de yazdığı ‘De Profundis’’ kadar çarpıcı ve devrimci bu şiirin -ki kitap da adını, içerdiği bu tek şiirden, baladdan alıyor- Türkçesinin en az orijinali kadar vurucu olduğunu düşünürken masaya kütüphanenin yöneticilerinden olduğunu söyleyen bir kadın gelip oturdu. Kütüphanede, Kitap’ın en az otuz farklı dilde çevirisi bulunduğunu ama Türkçesinin olmadığını, çevrildiğini bildiklerini ama tüm çabalarına rağmen edinemediklerini söyledi. Fotokopisini çekmek isteyince, işim bittiğinde kütüphaneye hediye edeceğimi söyledim ve dediğimi yaptım.

Orada bıraktığımdan pişman değilim ama sevgili Gün Arun, bana bu kitabın 1968 baskısından orijinal kopyasını borçlusun.

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum


Anahtar Kelimeler

banner45

Yorum Yaz

@name x