Yılın en önemli sergisi

Yılın en önemli sergisi

27 Ekim 2018 Cumartesi 10:16
Bu haber 1047 kez okundu

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenen Costakis Koleksiyonu’ndan ve Rusya’daki müzelerden derlenmiş 513 yapıt bize ‘Rus öncü sanatı’nı tüm açıklığıyla gösteriyor. 20’nci yüzyılın bu çok önemli akımının, bu heyecan veren, kapsamlı sergisi en çok bir üniversite müzesine yakışırdı. ‘Rus Avangardı: Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek’, yılın en önemli sergisi.


Yılın en önemli sergisi
banner26
 20’nci yüzyıl sanatını meydana getiren en önemli ilk yapıt herhalde Picasso’nun 1907 tarihli ‘Avignonlu Kızlar’ tablosudur. Kübizmi başlatmıştır. Ama Malevich’in elinden çıkan iki farklı resim de en az onun kadar önemlidir. Bunlar, 1915 tarihli ‘Siyah Kare’ ve 1918 tarihli ‘Beyaz Üstüne Beyaz Kare’dir. Malevich sanat anlayışını ‘süprematizm’ olarak nitelendiriyordu. Süprematizm, saf artistik duyguların üstünlüğü (supremacy) demekti. Bu iki yapıt, 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde bilinen tüm kuralları yerinden oynattığı gibi, başta savaş sonrası Amerikan sanatı olmak üzere tüm akımları etkilemiştir ve etkisini bugün de olanca gücüyle sürdürmektedir.

1. ‘Travelling Woman’ (Seyahat Eden Kadın)(1915)-Lyubov Popova 
Süprematizm, 1917’deki Rus Devrimi’nin öncesinde başlayan (aslında 1890’larda başladığı kabul edilir) Rus öncü (avangard) sanatının bünyesinde yer alan sayısız denecek kadar çok akımdan biriydi. Gerçekten de ‘Rus gelecekçiliği’ (Futurism), ‘Rus inşacılığı’ (Futurizm), ‘Cubo-futurism’ (‘cubo’ sözcüğü kübizmi vurgular) o sıralarda öne çıkmıştı. 
Şimdi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde izlediğimiz Costakis Koleksiyonu’ndan ve Rusya’daki müzelerden derlenmiş 513 yapıt bize bu dönemi tüm açıklığıyla gösteriyor. Sergi, Rus öncü sanatının gerçeğini çok iyi yansıtan bir başlık taşıyor: ‘Rus Avangardı: Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek’. 
Peki neydi bu sanat ve 1915 sonrasındaki o hamle?
5 Şubat 1909 yılında İtalya’da şair Filippo Tommaso Marinetti, ‘Futurismo’ manifestosunu yayımlıyordu. Manifesto 20’nci yüzyılın getirdiği hız ve makineleşme kavramını öne çıkarıyordu. İnsan bu kavramlara ‘tapmak’ zorundaydı. Hatta manifesto; savaşı, çeliği, hızı, şiddeti de kutsuyordu. Geçmişe nefret kusuyordu.

‘Portrait of the Artist’s Wife’ (Sanatçının Eşinin Portresi) (1910)-Ivan Kliun
Devrim de o gençleri destekleyecekti
Adını koymuyor ve meseleyi kuşkusuz yanlış bir yerden okuyorlardı ama bu gençler bir ‘devrim’ düşüncesine omuz vermekteydi. Yaklaşımları kısa sürede yankı buldu. Dünyanın başka bir coğrafyasında, Avrupa’dan daha büyük bir Asya-Avrupa ülkesinde, Rusya’da, devrim arayışı ve hazırlığı harıl harıl devam ediyor, genç bir sanatçı kuşağı onu destekliyordu. 1917’de gerçekleştiğinde devrim de onları destekleyecekti.
Devrim kendisini onlarla bütünleştirmekte zorunluydu. Çünkü kitleleri yerinden oynatacak yüksek sesli, güçlü bir ‘etkinliğe’, daha doğrusu eyleme muhtaçtı. Bunu bizzat Lenin’in önerdiği ve biçimlendirdiği kitleleri devrime kazandıracak ‘ajit-prop’ sağlayacaktı. Rus öncü sanatının ‘erleri’ bu mantığı anlamakla kalmayıp uyguladı ve görsel düzenlemelerden meydanlarda onbinlerce insana okunan şiirlere kadar her düzeydeki üretimle devrime destek vermeye başladı. Sanatçılar bu ‘angajmanı’ hayati görüyordu. Sanat-işlev ilişkisini somut bir planda gerçekleştiriyorlardı. Yeni dönem her alanda ‘patlayan’ yepyeni bir sanatsal dil, ifade ve yöntemle bütünleşmişti.
Şiirde Nâzım Hikmet’in de yazınsal ‘babası’ sayılacak Mayakovski, Yesenin, Larionov, Khelebnikov vurgulu, ‘yırtıcı’ ama lirik de olan bir şiiri üretiyordu. Scriabin, Shostakovich yepyeni bir müziği besteliyordu. Dziga Vertov, ‘cinema verite’yi (gerçek sineması) üretirken, Eisenstein; ‘Grev’, ‘Potemkin Zırhlısı’ ve ‘Ekim’le sessiz sinemanın konstrüktivist örneklerini veriyordu. Pudovkin aynı anlayışla kendi sinemasını gerçekleştiriyordu. Mimaride; Chernikhov, Golosov, Shukov yepyeni bir mimarlığa kapı aralıyordu.
Gene de benim ‘yüzey estetiği’ diye adlandırdığım resim, fotoğraf ve görsel tasarım çok daha ileriye gitmiştir. Malevich’in konumunu belirttim. El Lissitsky en az onun kadar önemlidir. Rodchenko ise geometrik (bütün Rus öncü sanatı geometriktir) ve gerçeküstücü fotoğraflarıyla öne çıkıyordu. Tatlin, inşacılık bağlamında yarattığı (hiçbir zaman uygulanmasa dahi) ‘Üçüncü Enternasyonale Anıt’ isimli ‘kule’yle bir dönemin en çarpıcı üç boyutlu işlerini yapıyordu. 
Tiyatroda; Meyerhold’la vardı Rus avangardı. Operadaysa; ‘fütürizm, Nâzım Hikmet’in ‘Akın var / Güneş’e akın / Güneş’i zaptedeceğiz / Güneş’in zaptı yakın’ dizelerini esinleyen ‘Güneşe Karşı Zafer’ başlıklı yapıtla esiyordu. LEF dergisi tüm bu sanatçıları bünyesinde topluyordu.


‘Suprematist Composition’ (Süprematist Kompozisyon) (1917)-Ivan Kliun
İleri düzeyde 
bir deneyim
‘Rus öncü sanatı’, devrimi ödünsüz biçimde benimsiyordu. Ama, devrim düşüncesini üretir ve geliştirirken popülizme düşmekten bunca uzak kalmış, tersine sanatın kendi özgüllüğünü, gerektiğinde zorluğunu ve zorlayıcılığını onun kadar önemsemiş ikinci bir akım daha bulmak olanaksızdır. En saf halinde ve en ileri düzeyde felsefi olan bir deneyimdir Rus avangardı. 
Bu çok ilginç sentez kısa bir süre sonra popülizmin ağır bastığı ‘işçi sanatı’ anlamına gelen ‘proletkult’a yenildi. Devrimden çok, devrim bürokrasisi bu gibi durumlarda sanatı bir propaganda aracına dönüştürdü. Nihayet 1933-34’te Stalin, iktidarının 10’uncu yılında, ‘sosyalist realizm’ (toplumcu gerçekçilik) akımını ilan ederken tüm öncü hareketler tarihe karışmıştı. Şair Mayakovsky’nin 1930 yılında sonradan çok tartışılan intiharı ise bir devrin kapandığının çok dramatik işaretiydi.
‘Rus öncü sanatı’, modernist (modern değil) sanatın evrensel doruğudur. Daha sonra gelen modernist açılımlardan devrimci, ideolojik ve ‘işlevsel’ iddiaları nedeniyle ayrılır. Modern sanatın birçok dönemi için geçerli olan Kant estetiği yani sanatın sezgilerle kavranması, ‘Rus öncü sanatı’nda farklı bir noktaya kayar. Onu şimdi bütün büyük isimleri, çok önemli yapıtları, farklı alanlardaki verimiyle Sabancı Müzesi’nde görmek eşsiz bir deneyim. Sergi ayrıca post-avangard dönemi de sunuyor. 20’nci yüzyılın bu çok önemli akımının, bu heyecan veren, kapsamlı sergisi en çok bir üniversite müzesine yakışırdı. Yılın en önemli sergisi olarak selamlıyorum.

Kahve demliği (1923)-Nikolai Suetin

Dekoratif tabak (1930’lar)-Nikolai Bordukov
hürriyet

Anahtar Kelimeler

banner45

Yorum Yaz

@name x