"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.’’ Şeyh Galip

"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.’’ Şeyh Galip

28 Mayıs 2019 Salı 08:53
Bu haber 1810 kez okundu

500. Yazı


"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.’’ Şeyh Galip
banner26
  500

 
 Yaklaşık beş yüz Facebook arkadaşım, bir o kadar da Watsapp bağlantım var. Bunların çoğu ortak ve/veya ortağın ortağı; basit bir hesapla yaklaşık günde üç bine yakın paylaşım oluyor. Ne muazzam bir enformasyon ağı demeyin zira ortak arkadaşları eleyince elde en fazla elli kişi kalıyoruz nihayetinde. Sosyal medyada durum budur ki bunu hepimiz biliyoruz.

Bu şekilde, muhalif olduğunu düşündüğümüz güçlü! kalabalığımız bir avuç kadar kalıyor. En acı olan ise paylaşılanların %95’i aynı şeyler, kes-kopyala-yapıştır, görevini yap, sosyal sorumluluk vazifen tamam olsun. Paylaşımların bazıları da sazan gibi atladığımız yandaş medya gelgelleri.

On beş yaşımdan beri düzenli olmasa da yazıyorum, geçmişte yazdıklarımın çoğu el yazısı olarak kim bilir nerelerdedir. Aslında beğenmediklerimi, özellikle şiirlerimi gençlik heyecanı ile yok ettiğimi hatırlıyorum. Çevirisin yaptığım birkaç kitap ise takma isimlerle yayımlandı. Kırk sene evvelki çeviriler; onların da peşine düşmeyeceğim. Her birini edebi çaba ile yazdığım ve postaladığım muhtelif mektuplar da ileride ‘’Milena’ya Mektuplar’’ tadında yayınlanmazlar diye ümit ediyorum…

2014 yılının bir Ocak ayı gününde, ani bir heyecanla, artık yazdıklarımı paylaşmaya karar verdim, İzle-yorum Denemeleri böyle doğdu. Düzenli yazmak ve paylaşmak bana büyük heyecan verdiği için de el’an devam ediyorum. Deneme türü, en güzel izlemek ve yorumlamak fiilleri birlikte olunca ifade kazanıyor. Bu nedenle adını İzle-yorum koydum, kendi çapında bir marka oldu.

Üstadım Montaigne gibi yazma nedenlerini anlatarak devam edeyim: Öncelikle elbette kendim için çünkü yazarken müthiş bir zevk alıyorum. Sonra yazdıklarımı paylaşmaktan da zevk alabileceğimi düşündüm ve İzle-yorum’lar ile bunun daha büyük bir heyecan ve zevk olduğuna karar verdim. Bu paylaşma kararını hangi nedenlerle aldığımı da büyük bir samimiyetle anlatmak istiyorum.

Yazdıklarımı paylaşmaktaki ilk nedenim, beni tanıyan insanlara fikirlerimi anlatmak ve daha sonraki yıllarda yani ben olmadığım zamanlarda, gelecek nesil akrabalarımın beni daha yakından tanımak isterlerse başvuracakları bir kaynak bırakmak; yaşadığım dönemi benim gözümden ve sözümden anlamalarına yardımcı olmaktır.

İkinci nedenim birinci nedenimin bir parçası olan kayıtlı kitaplar bırakmaktır. Bu yaştan sonra Nobel beklentim yok, kitapların masraflarını bile çıkartamıyorum ama bugün olmasa da belki benim göremeyeceğim ileri bir tarihte, yazdıklarımın dünya edebiyatı çerçevesinde değer kazanabileceğini umuyorum.

Üçüncüsü insanları yazmaya teşvik etmektir. Her arz kendi talebini yaratmayabilir ve çoğunlukla da ekonomik teoriler çerçevesinde yaratmaz. Gelgelelim ne kadar çok yazılırsa ve yayımlanırsa, okuma oranının –tam olarak aynı oranda olmasa da- artacağını varsayıyorum. Üstelik eskisi gibi el yazısı ve daktilo gibi zaman alıcı araçlara bağımlı değiliz. Kendini düzelten, bir nevi editörlük yapan basit yazı programları var. Yazılanları depolamak, geriye dönüp düzeltmek ve istediğimizde yayımlamak bizim elimizdedir.

Dördüncüsü ve bence en önemlisi ülkeme ve benim gibi düşünenlere yardımcı olmaktır. Bir ülkede fikren azınlıkta olmak kader değildir. Kader dediğimiz, sosyal medyada hesaplar oluşturup, hiçbir çözüm üretmeden var olanı tenkit etmek, tenkitleri paylaşarak değişim ummaktır. Bu yazının ilk iki paragrafına dönmek gerekiyor. Benim çevremdeki insanların tamamına yakını bir işi kenarından tutup sallayacak ve başaracak bilgi donanımına sahiptir. Yapılan hiçbir şeyi küçümsemek değildir amacım ama yapılanların yeterli olmadığını ve sadece kendimizi oyaladığımızı, ruhumuzu teskin etmeye çalıştığımızı görmemiz lazım. Sadece şikâyetten oluşan bir dünyamız oldu. Enerjimizi siyasete ve şikâyete değil, eğitime özellikle de ilk ve orta eğitime yönlendirmemiz gerekiyor.

İzle-yorum macerasına dönecek olursak: 5 yaşını doldurdu, 500cü yazıyı yazmak da nasip oldu. Ocak ayı sonunda yayımlanan kitapla birlikte triloji formatında 3 kitap serüveni tamamlandı ve an itibarıyla belki bir 4cü kitap materyali de birikti.

Annem bu sene 91 yaşını kutluyor, ben 58. O hala okuyor hatta kitaplarımı kritik bile ediyor ve ben yazmaya devam edeceğim. 50 yaşımdan sonra 3 kitap yazabiliyorsam bunu birçok arkadaşım hayli hayli yapabileceklerdir. Biliyorum çok yakında konuşmaları yazıya dökecek bir bilgisayar programı icat edilecek ama parmaklarım çalışabildiği sürece bunu istemem doğrusu. İzle-yorum 1000 yazılırken -kısmet olursa- bunun gibi bir ara nağme daha olacak kuşkusuz.

Edebiyat(ım)a gelirsek, sanat(ım) önce kendim, daha sonra sanat ve nihayetinde toplum içindir; ben olmazsam sanatım olamayacağına, sanatım olmazsa topluma ulaşamayacağıma göre…

 

*’’Kendine saygıyla bak çünkü alemin özü sensin.’’

 

Derkenar 1: Bu yazıyı tamamladıktan iki gün sonra annem öldü. Albert Camus’nün ‘’Yabancı’’sını ilk okuduğumdan beri hep aklımdadır, annem ölünce ne hissedeceğim. Tarifi zor çünkü 91 sene yaşayan bir insanın ölmeyeceği ve 60 seneye yakın anneliğin hiç bitmeyeceğini düşünüyor insan. Babasını genç yaşında kaybeden, 19 yaşında çalışmaya başlayan, yaklaşık 40 sene ‘’İğneyle kuyu kazmak ‘’ diye tabir edilen terzilik mesleğini icra eden, üç çocuğunun da iyi tahsil yapması için didinen, ancak emekli olduktan sonra huzurlu, keyifli ve ekonomik sıkıntısız bir hayat yaşayan Annem.

Hastalığı süresince ve cenaze dolayısıyla bizi yalnız bırakmayan; arayan, ziyaret eden, mesaj gönderen, yanımızdan ayrılmayan tüm arkadaşlarımıza, akrabalarımıza ve İzle-yorum okurlarına şükranlarımı sunuyorum. Benim için en önemlisi ise sağlığında ona bir kitap ithaf etmenin onurunu yaşamış olmaktır. Nur içinde yatsın.

Derkenar 2: Bir yaz arası daha başlıyor. Her yaz olduğu gibi, Eylül’e kadar Haber2e.com okurlarından izin istiyorum. İzle-yorum’lar kendi mecrasında akacaktır elbette ama köşe yazısı yayımlanmayacak bu sürede. Bu dönemde bir roman üzerine çalışacağım. Belki de, hayalini kurduğum projemle, İzle-yorum 1,2 ve 3 yabancı dillere çevrilecek.

Edebiyatla kalın.

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum


Anahtar Kelimeler

Yorum Yaz

@name x