‘’Kitap okumayan birinin, okuma bilmeyenden bir üstünlüğü yoktur.’’ Mark Twain

‘’Kitap okumayan birinin, okuma bilmeyenden bir üstünlüğü yoktur.’’ Mark Twain

‘’Kitap okumayan birinin, okuma bilmeyenden bir üstünlüğü yoktur.’’ Mark Twain

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

13 Mart 2018, 11:24
Bu makale 3678 kez okundu

 Okumak ve yazmak kısaca bir dilin kodlama sistemini öğrenmek demektir. Bu tür kodlama sistemlerinin de insanlar tarafından kolayca öğrenilebilecek şekilde tasarlanmış olması esastır. Çarpım tablosunu ve rakamları öğrendikten sonra bunu matematik ile ilgili alanlarda kullanmamak gibi bir şey alfabeyi ve okumayı öğrenmek, devamında kitap okumamak.

Emekli olunca veya tatile gidince yani zorlama mazeretlere sığınarak okumak yerine en değerli zamanımızın okuyarak geçirdiğimiz olduğunu idrak etmeliyiz. Ucuz değil pahalı bir zevk olmalıdır okumak ama pahasını ruhumuzun aldığı hazla ölçebileceğimiz bir işlev: beş duyumuzu aynı anda kullandıran, altıncı hissimizi gıdıklayan çok az faaliyet vardır insan yaşamında. Okuyan hükümdardır, yazara dahi hükmetme hakkına sahiptir. Mesela geçenlerde bir arkadaşım şaka yollu olarak ‘’ Deneme’kten vazgeç artık 55 yaşındasın roman yazmaya başla,’’ dedi.

Diğer yandan okuma alışkanlığı da zor bir statü, vardığın noktada tatmin olamama riski çok yüksek. Yeni kitaplardan hangilerini kaçırdım veya iyi tanıdığımı sandığım bir yazarın haberim olmayan bir kitabı olabilir mi, gibi sorular kemirir durur esrik okuru. Geçen hafta Datça Çevre Derneği toplantısı yapıyorduk, aynı zamanda iyi bir çevirmen olan başkanımız Hüseyin Tüzün abi ile balık konusunda konuşurken laf döndü dolaştı Portekiz sardalyesi tuzlamasına geldi. Bana son çevirdiği kitaplardan biri olan Bertolt Brecht’in ‘’Julius Caeser’’ isimli romanından söz etti. Ben şaşkınlıkla ‘’Brecht roman da mı yazmış ?’’ diye sordum ve haliyle utandım. Gerçekten de tam adı ‘’ The Business Affairs of Mr Julius Caesar- Bay Julius Caesar’ın Ticari İşleri ‘’ olan bir romanı var ve okumamışım. Her ne kadar şiirlerini, tiyatro eserlerine yeğlesem de tam da benim gençliğimde moda olan Brecht rüzgarında, bu enteresan romanı nasıl ıskalamışım hayret.

Konu balık olunca iş daha ciddiye bindi. Hüseyin abi romanda hamsinin o dönemlerde ( Julius Caesar) en değerli balık olduğunun anlatıldığını söyleyince bu sefer kitapta geçtiği şekliyle ‘’Anchovy’’ kelimesi üzerine tartışma başladı. Çünkü Karadeniz’den gelen bir fıçı balıktan (muhtemelen tuzlanmış) bahsediliyordu, sardalye olması mümkün değildi ama ya hamsi değil de tirsi balığı idiyse? Çünkü sardalye ile aynı tür olan tirsi çok bilinen bir Karadeniz balığıdır ve tuzlaması da fevkalade olur. ( Not: Hollandalıların geleneksel Haaring balığı da bir tür tirsidir)

Bu konuşmadan sonra aklımda ne derneğin faaliyetleri ne de gün içinde başka yapmam gerekenler kaldı. Koşarak panik halde eve geldim, bu romanla tanışmamış olmamın ayıbı iyi bir okur olarak ruhumu kemirirken, romandaki balığın ne olduğunu öğrenme heyecanım da bir balıkçı olarak beynimi meşgul ediyordu.

Heyhat! Tatmin olamadım. Kitabı ısmarlayarak kısmen teskin oldum fakat gelgelelim bahsi geçen cümleyi üstelik İngilizce versiyonundan okumama ve Almanca orijinalinden ilgili kelimeyi görmeme rağmen balık hamsi mi tirsi mi belli olmuyor.

İşte buyurun ‘’ Yet for me a little keg of anchovies from the Black Sea was opened, a delicacy which as I know very well, did cost in Rome 1,600 sestercies.’’ Yani ne diyor ‘’ Benim için ufak bir fıçı Karadeniz ançüezi açmışlardı, gayet iyi bildiğim gibi bu çok lezzetli yemeğin maliyeti Roma’da 1,600 Sestersi ediyordu.’’ Brecht usta güzel anlatmışsın ama neden bizi merakta bırakıyorsun ki? Bu ançüez tirsi mi, yoksa hamsi mi? Çaça diyen Boğaziçilileri de duyuyorum. Yoksa Romalılar aradaki farkı anlayacak gurmelik seviyesinde değiller miydi?

 

 

Derkenar: 1899 yılında bugün, 13 Mart,  Mustafa Kemal, Kara Harp Okulu’na 1283 yaka numarası ile kaydolmuş.  Yine 1781 yılında bugün, İngiliz astronom William Herschel, Uranüs gezegenini keşfetmiş, bununla da yetinmemiş 24 adet de senfoni bestelemiş ilerleyen tarihlerde. Ama benim için bugünün büyük önemi, 13 yıl önce, Amsterdam’da 13 Mart 2005 sabahı, oğlum Sait Kaya’nın doğmuş olmasıdır elbette. Allah uzun ömür versin.

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 3

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Ahmet Türkoğlu 3 ay önce yorumlandı

aminnnnnn

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Fatma gulden cimen 3 ay önce yorumlandı

Mutlu yaslar sait kaya....

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Sait Kaya 3 ay önce yorumlandı

doğum günün kutlu olsun sait kaya :)

Kişi beğendi.