‘’Kediler kral olsun, krallar kedi.’’

‘’Kediler kral olsun, krallar kedi.’’

‘’Kediler kral olsun, krallar kedi.’’

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

16 Kasım 2018, 11:05
Bu makale 2545 kez okundu

 


 CDXXXII

 Kitaplarımla ilgili bir röportajımda bana kâğıt ve dolayısı ile kitapların pahalı olduğu konusundaki düşüncelerim sorulmuştu. Ülkemizde pahalı olan fikir ve ifade özgürlüğüdür diye cevapladım. Bunu ucuzlatmanın yolu ise sırtını tarikatlara, siyasi iktidarlara dayamaktan ve ülkesine hakaret etmekten geçmiyor. Kitap pahalı mı? Belki evet ama ya onu oluştururken harcanan emekler? İşte sadece bu yüzden edebiyatçı, Pisagor’a kulak vermelidir: ‘’Kendini kendisine kabul ettiremeyen hiç kimse özgür değildir.’’

 

 CDXXXIII

 Benim gibi hem oyuncu hem de seyirci olarak bir futbol ‘’Hastası’’nın neden en azından tutkunu olduğu GS maçlarını seyretmediği merak edilebilir. Avrupa maçlarında yapılamayacak ikiyüzlü davranışların, saha içi soytarılıklarının, yönetici cambazlıklarının, hemen hemen her kulübümüzde icra edilmesinden bir tiksinti geldi. Ayrıca şunu unutmayalım ki büyük kulüp dediğimiz ama son derece beceriksizce yönetilen futbol takımlarımızın yani dört büyüklerimizin mali açıdan son iyi günlerindeyiz, bunu uluslararası arenada yaşayacaklarımızda göreceksiniz.

 

 CDXXXIV

 Platon’un ideal yönetimler (ve toplumlar) üzerine söylediği cümle ‘’Krallar filozof, filozoflar kral olsun’’ bize marjinal bir fikir olarak gelebilir ancak Enis Batur bunun nedenini açıklamıştır: ‘’Kediler Krallara Bakabilir.’’ Konunun felsefe kısmını da Kwong Kueng Shan anlatmış; ‘’The Philosopher Cat.’’ Bu durumda Platon’un felsefesini şu şekilde anlayabiliriz: ‘’Kediler kral olsun, krallar kedi.’’

 

  CDXXXV

  Sadece ülkemize özgü olduğunu düşündüğümüz ama aslında evrensel -evet evrensel çünkü eminim başka galaksilerdeki kadınlar da aynı şekilde davranıyorlardır- olan kadınsı - tam kelimeyi de bulamadım; kadınsal, kadınca, İngilizce karşılığı ‘’Feminine’’ veya ‘’Womanly’’ kelimeleri ile ifade ediliyor- bir bakış açısı var. Kadınlara göre ki bu evli veya bekâr fark etmiyor, kendileri olmasa erkekler pislikten ve sefaletten öleceklerdir. Bence bu temizliğe bakış açısı ile doğru orantılıdır ve bir erkek asla bir kadının tarif ettiği manada temizlik ve titizlik düzeyine erişemez. Böylece, kadınların en büyük bedduaları da ‘’Benden sonra dilerim pis bir kadına düşersin, kıymetimi anlarsın,’’ olmaktadır.

 

 CDXXXVI

 Günümüzdeki en büyük korkumuz, kendi yarattığımız yapay zekânın bizi alt etmesi, dünyayı ele geçirmesi ve bir felakete yol açması ihtimalidir. Dünyanın tüm medeniyetlerinde mümkün olsa da bizim ülkemizde böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceğinden ve insanımızın kendi yarattığı bu yapay zekâyı alt edeceğinden eminim. Bu durumu defalarca gözlemlediğim için rahatım ve sizi tek bir örnekle ikna edebilirim. Yıllar evvel Yapı ve Kredi Bankası’nda çalışırken bin bir emekle otomasyon sistemi geliştirmiş ve ithalat/ihracat menüleri yaratarak şubelerin sistemine dâhil etmiştik. Amaç çok karmaşık olan bürokratik yapıyı hatasız yönetmekti. Elbette bunun için menülerde zorunlu alanlar konulmuştu ki müşterilerimiz ve bankamız eksiksiz dokümantasyon sağlasın ve cezai uygulama olmasın. Bir müddet sonra önemli bir dokümanın girilmeden işlemlerin tamamlandığını öğrendik. Sistemde o kadar kontrol varken bu imkânsızdı. Bir şubeye gittim ve ilgili sahaya bilgi girmeden o adımı nasıl geçebildiklerini sordum; bir şube elemanı tesadüfen F5 veya benzer bir tuşa arka arkaya üç defa basınca sistemin zorunlu adımı atlayarak bir sonrakine geçtiğini keşfetmiş ve anında tüm şubeler bu kaçamağı uygulamaya başlamıştı. Teknoloji literatürüne, açıp kapayarak tamir etme yöntemini sokmuş bir milleti, yapay zekânın alt edemeyeceğini bilmem yeterince anlatabildim mi?

 

 CDXXXVII

 Eskimolar devlet kurmamalarına rağmen mutlu mesut yaşıyorlar. Lakin onların derdi olmayan bu konu, sosyologundan filozofuna, siyaset bilimcisinden antropologuna kadar yüzlerce bilim insanını germiş. Niye olmamış, nasıl olmamış gibi sorularla sayısız araştırma yapılmış, yüzlerce kitap yazılmış. Başımıza devlet kavramını saran Platon zamanında, Eskimolar bilineydi eminim büyük usta bu konuyu eşelemezdi. Eskimolar neden veya nasıl devlet kursunlar ki? Yılın dokuz ayı kapalı, içerde yaşayan, aylarca karanlıkta, güneş ışığına muhtaç olan; dışarı çıkılabilecek sınırlı birkaç ayda ise yaşamak için yemek, ısınmak için yakacak, giyecek peşinde koşan bu insanların neden parlamento gibi seçimleri olsun ki? Diyelim ki oldu kim gidecek parlamentoya, vilayete veya belediye binasına? Seçim için nutuk atılsa o soğukta kim dinler veya herkes sıcak çorbasını içerken devleti yönetmek için kim evinden çıkıp resmi ofisine gider? Böylece Eskimolar özgürce balık tutmaya devam ederler ve eğer bizler özgürlüğü serbestlik ile karıştırmayı sürdürürsek, devlet kavramı da bizi başımıza örülmüş bir balık ağı gibi boğmaya devam edecektir.

 

 CDXXXVIII

 Teşhisi doğru yapamazsak tedavi yöntemini bulamayız. Birinci sıradaki yanlış ilk, orta ve lise eğitim sistemimiz değildir. Göremediğimiz, önce büyük bir oldubitti ile sınav sisteminin manipüle edildiğidir. Kısaca, test uygulaması getirilerek iki önemli vurgun hazırlanmıştır; ilki lise ve üniversitelere hazırlık dershaneleri yani para tuzakları, ikincisi bu sınavlardaki ve bütünüyle devlet eleman alımlarındaki hileler.

Sınav sistemleri ile oynanan başka bir oyun da sınavlardaki ders ağırlıklarının değiştirilmesidir. Mesela bir din sorusunun puan ağırlığı ile bir matematik sorusununkini eşitlerseniz, en laik velilerden bile okullarda din dersi sayısının artırılması yönünde talep gelmesine şaşırmazsınız.

Daha sonra sıra müfredat tartışmalarına gelmiştir ki bu da son derece sunidir; nitekim bunlar da aynen eğitim sistemindeki 4+4 veya diğer gereksiz değişikliklerde olduğu gibi dikkatleri başka yöne çeken, test sınavı tabiriyle,  çeldiricilerdir. Her düzeydeki okullarımız için, daha fazla sözlü ve yazılı sınav, daha fazla proje ödevleri ve daha fazla grup etkinlikleri Öneri-yorum. Eğitim sistemimiz çoktan seçmeli sınavlarla ancak kendi içimizde bir başarı görüntüsü sağlar. Unutmayalım ki geçmemiz gereken birbirimiz değiliz, yarışmamız gereken koskoca bir dünya vardır.

Yorum Yaz

@name x