‘’İç bade güzel sev, var ise akl-u şuurun’’

‘’İç bade güzel sev, var ise akl-u şuurun’’

‘’İç bade  güzel sev, var ise akl-u şuurun’’

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

08 Mart 2019, 16:56
Bu makale 2036 kez okundu

 


 465

 Yirmi beş sene oldu ve beklemekten vazgeçtim. John Fuegi’nin 1994’de yayınlanan, tesadüfen ben Almanya’da iken okuduğum ve içeriği birkaç cılız itiraz dışında tamamıyla kabul gören ‘’The Life and the Lies of Bertolt Brecht – Bertolt Brecht’in Hayatı ve Yalanları’’ kitabı hala Türkçeye çevrilmedi. Meğer bizim gözümüzde efsane olan Brecht, kitaplarını dört kadından oluşan (karısı hariç) haremine yazdırırmış. Fuegi’ye göre eserlerinin %80’i – o da iyi ihtimalle- böyle yazılmış. Kitapta özel hayatıyla ilgili çarpıcı tespitler, Nazi Dönemi, ABD’de yaşarken katıldığı Komünist Parti macerası ve dönüşte vatandaşlığına geçtiği Doğu Almanya yılları da var. Türkçe okumak isterdim, olamıyor. Şimdi yeniden satın almak gerekecek zira o tarihlerde bir Alman arkadaşım okumak için ‘’Nayııırrr, nolamaz ‘’ nidaları ile elimden kapmıştı.

 

 466

 2018’in son İzle-yorum’u bir ‘’Yılsonu Raporu’’ tadında olacaksa ‘’From Datça with love to Bodrum Allah kerim’’ şeklindeki özet yeterli olur. Lakin kesinlikle daha çok eğlendiğime emin olduğum, Arnavutköy’de geçirdiğimiz aile yılbaşı partilerine dair nostaljik notlar düşmeliyim. Apartman komşularımız rahmetli İclâl hocanın ekmek tatlısı; soba başında kestane, anneannemin su böreği, Çerkez tavuğu ve zeytinyağlı yemeklerinden mürekkep yılbaşı yemeği; sokakları dolaşan laternacı; ev sahibimizin kızı Saadet ablanın göbek dansı; 24:00’de ailecek kapı önüne çıktıktan sonra eve girerken babamın havaya bozuk paralar atması ve tombala eşliğinde TRT’de program seyredilmesi ile kapanış. O dönemler biteli çok zaman oldu, daha güzel ve yeni dönemler açılamadı. En azından bende durum böyledir. ‘’Zihinden anı çağır-İzle-yorum’da yazıya dök’’ dönemidir artık.

 

 467

 2019’un ilk İzle-yorum’u elbette şans oyunlarındaki durumumun değişmediğini ifade ederek başlıyor. Aslında, düşününce bunun böyle olması gerektiğine inandım; yeni yıl, yeni gün, yeni saat neyi değiştirebilir ki? İnsanın kendisi -ve sadece kendisi- için tek önemli seneyi devriyesi vardır: Doğum günü. Bu bağlamda kendisi için hiçbir önemi olmayan ama yakınları -ve eğer meşhur biriyse, toplumsal açıdan- diğer önemli günü ise ölüm günüdür. İkisinin arasında sağlık ve huzur dilenir, İzle-yorum okurlarına ikisinden de bolca diliyorum.

Not: 466 ve 467, 2018 yılbaşı gecesi yazıldı, yayımlayana kadar yılın neredeyse dörtte biri bitmiş bile. ‘’İç bade güzel sev, var ise akl-u şuurun / Dünya varmış, ya ki yok olmuş ne umurun’’ Ziya Paşa

 

 468

 Türk ailelerini Anlama-yorum; ülkemizdeki 200 üniversiteyi beğenmiyorlar; çocuklarını fakir Fransa’nın 75, az gelişmiş İngiltere’nin toplam 125 ve dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında tamamen tesadüfen ilk 20’ye giren ABD’nin üniversitelerine göndermek için çırpınıyorlar!  Günümüzün iki önemli sorusu var: Nasıl bir çocuk yetiştirmek ve bir çocuğu nasıl iyi yetiştirmek? Üniversite kavramının bu kadar yerlere düşürüldüğü bir dönem olmamıştı ülkemizde. Gelgelelim 1982 anayasasının başımıza dert ettiği YÖK’ten yaklaşık kırk senedir her iktidar, her parti ve her toplum kesimi muzdarip ama nedense yerli yerinde ve daha da güçlenerek duruyor.

‘’Ohrwurm’’ Almancada ‘’İnsanın aklına takılıp çıkmayan şarkı’’ manasındadır. YÖK aklımıza ve eğitim sistemimize takılıp kalan bir karabasandır.

 

 469

 Anladım ki Kuantum’u anlamamak aslında onu anlamaktır. Mesela ‘’Gece neden karanlık olur?’’ sorusunun, adı ‘’Olbers Paradoksu’’ olan, çok önemli bir fizik problemi olduğunu; kökeninin ‘’Büyük Patlama’’da arandığını ve konu ile ömrünü yiyen binlerce fizik bilim insanının araştırmaları ile değil de bir şair tarafından çözüldüğünü biliyor muydunuz? Edgar Allan Poe, 1840’larda şöyle yazmış: ‘’Yıldızlar ardı ardına sonsuzluğa uzansalardı, gökyüzünün arka planı düzgün bir aydınlığa sahip olurdu…’’ Poe’dan tamamen habersiz bir başka şair de ‘’Maldoror’un Şarkıları’’ adlı eserinde buna benzer bir mısra kullanmış. Çok sevdiğim bu mısraı, meraklı okuyucu İzle-yorum 1 ve 2’de araştıracaktır.

 Kuantum demişken bir özeleştiri de kaçınılmaz oluyor. İzle-yorum 1’de G noktası üzerine fikirlerimi yazmıştım. Umarsızca, deli divane biçimde aradığım ve bulamadığım -ki bulan erkek de tanımadım- G noktasının olmadığına ve gençliğimi heba ettiğime karar vermiştim. Kuantum okuduktan sonra, yaş itibarı ile benim için artık önemi azalsa da, G’nin olabileceği ve bulunabileceği yönünde, yeni nesiller açısından umutlarım yeşerdi. Bizim gençlik G noktasını Newton’un ‘’Deterministik’’ fizik kuralları çerçevesinde aramış durmuş: Hız eşittir yol bölü zaman. Gelgelelim Kuantum’a göre her şey mümkün ve elbette paralel evrenler de var, dolayısıyla paralel evrene geçen herkes G noktasını bulacaktır emin olabilirsiniz. Çünkü ışık hızında aşk, uzay- zaman bükülmesine yol açabilir.

 

Derkenar: Kadın hakları ve Dünya Çalışan Kadınlar Günü deyince aklıma iki Simone geliyor: Simone de Beauvoir ve adaşı Nina Simone. Çalışan kadın, ekonomik ve sosyal gücünü kazanır böylece özgür olur, özgür kadın da güçlü olur. Bu özel günde ve tüm 8 Martlar için, ‘’Le Deuxieme Sexe – İkinci Cins’’den yüz sayfa okumayı; ‘’Four Women’’ı birkaç defa dinlemeyi Öneri-yorum. 

Yorum Yaz

@name x