Gücü gücü yetene

Gücü gücü yetene

Gücü gücü yetene

Ebru Eğinlioğlu

05 Ekim 2017, 19:45
Bu makale 1376 kez okundu

Geçenlerde dikkat ettiyseniz Gülben Ergen, Seren Serengil, Yeşim Salkım arasında söz düellosu yaşandı ve sonuçta Gülben Ergen hakaret davasını açtı konuyu kapattı. Bu yazının konusu kimin daha çok kimin daha az suçlu olduğu vs değil.
Şu; bu ülkede bir şekilde şöhret olmuş insanların arasında bile bana yeteri kadar şans tanınmadı muhabbeti dönüyorsa, gerçekten çevresi olmayan, maddi durumu olmayan, eğitimi de olmayan, gayet sıradan insanların içinde bulunduğumuz ülke ve dünya da ne gibi bir yaşama tutunma gayesi olabilir?
Devlet olarak vatandaşların hangilerine yaşam şansı tanınıyor veya mesleki rekabette hangi şartlarda hangi vatandaşlar öne çıkıyor. Bakın ülkemizin içinde mikrop gibi yerleşen dallanıp budaklanan Fetö denen örgüt bir çok devlet kurumunun içine kendi adamlarını yerleştirmiş, hem de devletten habersiz…
Yani devlet de bu noktada çaresiz kalmış, dolayısı ile diyemeyiz ki devlet vatandaş için önlem alıyor haksız rekabetin önüne geçiyor.
Veya var olan işlere bakalım piyasa da ne gibi işler var? Her yıl özel ve devlet üniversitelerinden binlerce insan mezun oluyor. Bu çocuklar iş bulabiliyor mu? Eğer tanıdığı varsa evet. Yoksa zaten en altta, en zor, en çapsız işler bunları bekliyor. Özel sektör işveren konumunda iken alacağı elemanda tecrübe şartı arıyor. Çok tecrübeli olunduğunda da siz bize fazlasınız deniyor.
Bir mucize yaşandı ve iş ilanına başvurdunuz ve yüzlerce binlerce aday arasında kabul gördünüz diyelim. Bu sefer de ofis boy gibi en ayak işleri size yaptırılıyor ve mendebur müdürünüz sizi ve yaptığınız işi bir türlü beğenmiyor.
Çok zeki başarılı ve iş becerisi olan biriyseniz, yine bu mendebur müdür bu sefer de bu yarın öbür gün bu zekasıyla beni de koltuğumdan eder, ben bunun bir hevesini kırayım da kendliğinden gitsin, hem de benim az çalıştığım patron tarafından fark edilmesin diyor.
Böyle bir kara mizah yaşanıyor…
Diyelim ki hizmet sektöründesiniz reklam satıyorsunuz dergiye reklam alacaksınız. Bir dilenci ile aranızda hiç fark yok. Yani reklam satacağınız müşteri bakımından ben öyle demiyorum. Tam tersi reklamın ne gibi faydası olduğunu müşteriye anlatıp saatlerce dil dökmenize gerek yok. O her zaman size çok gereksiz bir insanmışsınız gibi davranıp burun kıvıracak.
Başka bir müşteri modeli de; diyelim ki reklam satışına gittiniz oturdunuz patron size saatlerce ne kadar başarılı bir iş adamı olduğundan tutun da, hobilerine nasıl balık avladığına veya tüplü dalış yaptığına kadar, hiç ilginizi çekmeyen konularda ansiklopedik bilgi verir. Sonra da biz bu reklam işini bir düşünelim der yollar…
Artık bilinçaltınızdan adamı öldürme planları binbir hakaret yaparsınız fakat ne çare adam golünü çoktan atmış sahadan çıkmıştır.
Özetle; Bir de bizim insanımız bir türlü kurumsallaşamıyor. Her işi ucuza getirmek istiyor ve her işi kendi içinde yapmak istiyor. Böyle olunca da sektörler gelişmiyor. Uzmanlaşma olmuyor iş olduğu zaman o işi en iyi yapan alınmıyor, tanıdık, çıkar, eş, dost yakını alınıyor. İşlerin kalitesi düşüyor, herkes işsiz, herkes mutsuz geziyor.
Aslında bu açıdan Yeşim Salkım haklı önüm kesildi, işlerim engellendi diyor. Yani işi engellenmemiş sadece kayırılmamış olması bile bu şikayetleri yapması bakımından yeterli. Ama sanmasın ki Yeşim Salkım çok vahim durumda.
Ülkedeki nitelikli sayılabilecek insanlar bile ne haksızlıklarla, ne önünün kesilmesiyle uğraşıyor. O ne tek, ne ilk ne de son…
Çözüme gelince bu durumlar ancak devlet eliyle çözülebilir. Bu binlerce lira alan çok değerli milletvekillerimiz varya, böyle birbirlerine hakaret edip açık yakalamaktan ziyade, bu konulara eğilmeli ve göstermelik çözümler değil, çalıştaylar ve yasalarla garantiye alınmış devlet politikaları geliştirmeli. Yoksa üretimi teşvik ediyoruz diye Kobi lere verilen 5 ya da 10.000 liralarla ekonominin döneceği falan yok. Yap-işlet-devret yöntemi de güzel gibi gözükse de devlet tarafından üretime dayalı ekonomi işletmezseniz, eninde sonunda geleceğiniz son nokta burasıdır.
Herkes çaresiz, herkes mutsuz ve herkes bir şekilde suyun üstünde kalmaya çalışıyor. Ne zamana kadar? Onu da Allah bilir…







Yorum Yaz

@name x