Düşündüm de

Düşündüm de

Düşündüm de

Ebru Eğinlioğlu

16 Ağustos 2018, 22:44
Bu makale 1339 kez okundu

Dün bir dostum, çok hoş bir yazı paylaşmıştı, çünkü samimi bir dili vardı ve gerçek duygulardan bahsediyordu, bir itiraf gibiydi. Ben de bu yazının bazı başlıklarını alarak, kendime uyarladım, bakalım benim itiraflarım nasıl olmuş? Buyrunuz…

Düşündüm de; hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel…

Eminmisiniz? Sebep? Bu kadar erkekler tarafından şiddete uğramış, egosunu törpüleyememiş, kıskanç, kifayetsiz erkek ya da kadın varken, hayata kadın olarak bakmak güzel miJ hele de güzel ve iyi bir kadınsanız? Ben söyleyeyim; değil. Bu hayatta; biraz kusurlu, hayata maddi kazanç penceresinden bakan, fazla zeki ve güzel olmayan kadın olmak güzel…

DevamJ Belim öyle incecik çay bardağı kalınlığında değil ama ince zevklerim oluştu hayatta…

Doğru 16 yaşında nişanlanmış, 17 yaşında evlendirilmiş bir kadınım. Çocuk gelin sayılırım, dolayısıyla hayatta var olmayı, dik durmayı, sonradan rakiplerimle arayı kapatmak için fazladan efor sarf ederek bir şeyler yapmayı başarabildim. Artık o da ne kadar başarı ise, göreceli, herkese göre değişir. Emek mi? Hem de nasıl, ince zevkle seçtiğimin zerresinin hakkını vererek, kafa yorarark, çalışarak, hak ederek…

Güzel bir kitap, yemek, manzara, müzik, hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir…

Doğru denebilir, yüzeysel bir pencereden bakarsak. Yaşamdan keyif almak bana göre; ancak sevdiğim ve değer verdiğim iki kişinin yanında olur. Oğlum ve sevdiğim adam. Onlar yoksa; ne bayıldığım kişisel gelişim, Osho, Uzakdoğu felsefeleri ne de Chopin' in Nocturne serisi ya da klasik senfonik müzikler keser beni. Sadece sevdiklerimle olmak keyiflidir benim için. Güzel ve kaliteli medeni yaşamı severim ayrı…

Eski kilomda olmasam da tüm fazlalıkları attım hayatımdan; attım biraz kaba bir ifade olur ama samimiyetsiz ve enerjisi yüksek olmayan, kişiliğime saygı göstermeyen 1 kişi bile yok etrafımda, yaşam alanımda, öyle çocukluğumuzda, öğretildiği üzere, her önüne gelen arkadaşı hayatıma sokmuyorum, mümkünse az insan olsun ama özlediğimde burnumun direğini sızlatacak tatta insanlar olsun…

Okuma gözlüğüm yok doğrusu 46 yaşındayım  gözlerim bir şahin kadar keskin olmasa da gözlük falan kullanmıyorum ama içinde çok tatlı pembe bir gözlük olan pembe çizgili bir gözlük kutum var, görmek istediğim şeylere, kendi şıklığım için, çıkartıp bakıyorum. Tüm yaşanmışlıkları öyle arşiv gibi gözlerimde saklamıyorum. Sadece çok değerli anlarım var gözlerimde ve dimağımda, gerisi 1 saat önce bile olsa çoktan silinip gidiyor zihnimden, yani arka planda içimde ve geride kalmış hiçbir şey yok geçmişe dair.

Öyle yüksek müzikli bağırışlı, çağırışlı yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor diyemem. Eskiden de kalite standartı olmayan kuru gürültülü yerlerden hiç hoşlanmadım. Ruhu olmayan mekanlara adım atmadım, kültürü olmayan yerlere girmedim, bu konuda ne isteyip, ne istemediğimi iyi analiz ettim.

Deli gibi alışveriş etmiyorum, güzel görünme sevdam da hiç kalmamış tabii ki diyemem. Alışveriş yapmaya bayılırım; benim için antidepresan kullanmak ne ise alışveriş de aynı hissi yaratıyor, hatta eğer çok formumda isem, alışveriş yaparken, oradan oraya koşturmaktan, şarap sarhoşluğu gibi başım döner itiraf edeyim. Ama her önüme gelen gerekli gereksiz şeyi almam, ruhumun ihtiyacı kadarını diyelimJ

Evet kuaförde eskisi kadar uzun saatler geçirmiyorum denebilir çünkü ne istediğimi ve nasıl istediğimi artık o kadar iyi biliyorum ki, çabucak bitirsin diye kuaförü taciz ediyorum adeta, ayrıca, mendebur gibi koltukta oturup, telefonumla ve instagramımla ilgileniyorum ki, gereksiz sohbet açmasın ben de bir an önce işime gücüme bakayım, belki daha fazla alışveriş vakti yaratabilirim…

Yolunda gitmeyen işlere eskisi kadar direnç göstermiyorum çünkü biliyorum ki evrenin kendine ait bir öğretme biçimi var, evrensel sistem herşeyi benden iyi biliyor zamanı ve olması gerekeni biliyor.

Bu konuda ben biraz daha pozitif ve agnostik düşünceye sahibim ama evrensel sistem daha doğrusu Sistem benim için de doğru kelime. Bir sistem olduğuna, ilahi bir adalet olduğuna ve ne olursa olsun sonunda hep iyilerin kazanacağına dair sarsılmaz bir inancım var. Ama dedim işte bunun adı pozitif yönde inanç, mutlak doğru değil….

Her ne yaşıyorsam karanlığın içinden geçerken, oradaki öğretiyi anlamaya çalışmıyorum; ben içinden geçtiğim şeyi pozitif ışığımla değişime ve dönüşüme uğrattığıma inanıyorum. Bir gün o ışık sönerse eğer benim de bu dünyada yapmam gerekenler bitmiştir belki de…

Sabır ; bu kelime benim için çok derin anlamlar içermiyor. Ben Koç burcu kadınıyım ve sanıyorum sabır bana uygun bir enerji değil, ben istediğim anda istediğim şeyi gerçekleştirmek istiyorum, olmadı mı, oldurmaya bakıyorum ve olana kadar uğraşıyorum, ya da sabır göstereceksem o tarafa bakmıyorum bile…Yaş aldım ve büyüdüm belki ama sabır benim için çok doğru kelime olmadı, olamadı…Oyuncağı elinden alınmış, küçük bir çocuk gibiyim, büyüsem de hala…

Huzur ve mutlu olmam haklı olmamdan önemli mi? Haklı olmayı severim, haklı olmak için elimden gelen her çabayı gösteririm ama benim haklılığım sevdiklerimi mutsuz edecekse, ben en başından haklılığımı feda etmeye hazırımdır, haklılığım kimin umurunda, işte bu beni çok mutlu eder.

Kin ve intikam duygularını hayatımdan çıkardım mı? Evet tabii, hayat kin ve intikam ile ucuzlaştırılamayacak kadar çok değerli ama kızdığım ve sinirlendiğim biri varsa, ondan intikam almayı bırakın, kim olduğunu bile hatırlamayabilirim çoğunlukla ve bu bir zorlama ile değil kendiliğinden olur nedense…Bu iyi bir şey mi bilmiyorum çabasızlıktan doğan çabadır olsa olsa…

Listemin en tepesinde sağlık yok doğrusu; listemin en tepesine bir duygu koyacak olsam aşkı koyarım. Buna hemen fesat fesat yorumlar yapmayın, ya da yapın siz bilirsiniz. İnsan hayatta, tutku ve aşk olmasa ne için kendisini motive etmek ister, çok sağlıklı ama aşksız geçen bir 100 yıl mı istersiniz, yoksa aşkla geçen ama inişli çıkışlı, yaşamı hissettiğiniz bir 100 yıl mı? Bunun kararını iyi verin bence…

Ama yazımın sonunu bu yazının son paragrafı ile birleştiriyorum, çünkü bu konuda onunla hem fikirimJ

Zamanın usul usul yaklaşan adımlarını seviyorum.
Çünkü onun ortaya çıkardığı bu kadını seviyor ve zamanla kime dönüşeceğini merak ediyorum.
Daha yaşlı belki ama daha farkında ve duyarlı.
O yüzden çok daha güzel…

 

Yorum Yaz

@name x