"Datça'da mutlu olmayan insan, Dünya'nın hiç bir yerinde mutlu olamaz"

"Datça'da mutlu olmayan insan, Dünya'nın hiç bir yerinde mutlu olamaz"

"Datça'da mutlu olmayan insan, Dünya'nın hiç bir yerinde mutlu olamaz"

Ebru Eğinlioğlu

08 Ağustos 2017, 14:59
Bu röportaj 2561 kez okundu

Haber2e: siz yoğun bir iş hayatından ve yurt dışı yaşantıdan Datça’ya geldiniz? Neden Datça’yı seçtiniz? Neler yapıyorsunuz?

 Datça’da sizin gibi farklı bir yaşam tarzı seçmek isteyenlere neler önerirsiniz?

Cenk Sabah Tuzcu : Datça’ya yerleşeli on sene oldu ve tahmin edeceğiniz gibi en çok sorulan soru da bu oldu. Gerçekten de büyük şehirlerden kaçmak isteyenlere Datça, alternatif yaşam tarzı adına, son yıllarda akla gelen yerlerden biridir.

Ben Arnavutköy, eşim Sarıyer’de  büyüdüğümüz için deniz kenarında ufak köy yaşantısına zaten alışkındık. Açıkçası ben hayatımda bir kere o da gençken ve çok kısa bir süre için gelmiştim, eşim ise birkaç kere tekne turları ile gelmiş gençken. Bankacılık kariyerime Amsterdam’da son verince bir daha İstanbul’a dönmek istemedik, oğlumuz Kaya 
henüz iki yaşındaydı. Ege kasabalarından bir liste yaptık, yaşam tercihlerimizi belirledik: oğlumuz için özel okul olmayan, bizim için ise doğası temiz, deniz kenarı ve kültürü bozulmamış yerler seçtik. Datça’dan başladık, hepsini bulduk ve burada kaldık. Kaya bir köy ilkokuluna devam ediyor, eşimin sanat ve giyim üzerine art/boutique tarzı bir 
dükkanı var. Bense STK lar ile sosyal sorumluluk projeleri, balıkçılık ve edebiyat ile uğraşıyorum. İlk kitabımı geçen sene yayınladım, bu sene sonuna doğru kısmetse ikincisi çıkacak. Düzenli olarak yazmaya gayret ediyorum, diğer taraftan çok ciddi devam etmesem de ikinci üniversite olarak tarih bölümünde okuyorum.
Bizimki gibi bir yaşam tercih etmeyi düşünenlere ilk tavsiyem bunu bütün aile fertleri ile birlikte değerlendirmeleri olacaktır. Özellikle kış aylarında eğer bir hobiniz yoksa, fikirsel veya bedensel üretime yönelik çalışmayacaksanız Datça maceranız kısa sürede bitecektir, bundan emin olabilirsiniz.

Haber2e: Datça entelektüel düzeyi yüksek bir yer, sosyal ve kültürel yaşam hakkında neler söylemek istersiniz? Biz Can Yücel’in Datça’ sı olarak tanıdık…
Cenk Sabah Tuzcu: Datça yarımadası tarihin ilk yerleşimlerinden itibaren sürekli kültürün ve sanatın üst düzeyde yaşandığı bir yer olmuştur. Knidos kazı alanı bize bu konuda eşsiz ipuçları veriyor. Ünlü gezginlerin,sanatçıların ve bilim insanlarının uğrak ve yaşam yeri olan yarımada bugün de aynı özelliğini korumaktadır. Eski Datça mahallesi, Çeşmeköy, Reşadiye ve Hızırşah gibi tarihi ve sosyal dokusunu muhafaza eden yerleşimler buna güzel birer örnektirler. Can Yücel’in dünyaya tanıttığı Eski Datça köyü kentsel sit alanı ve burada yaşayan birçok farklı ülkelerden insanları ile dünyada pek 
benzerine rastlanamayacak özellikler taşır. Türkçenin bir diğer önemli şairi Ece Ayhan’ın da 
Datça’da doğduğunu biliyoruz ve doğduğu evin bulunarak en azından hayranları için işaretlenmesi de çalışkan ve becerikli belediyemizden bir beklentimiz olarak durmaktadır.
Bu bağlamda geçen senelerde UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) çerçevesinde yerel STK lar ile ortak çalışarak gerçekleştirilen projeler 
dünya çapında ilgi çekmişlerdir. Burada çok önemli bir konuya işaret etmek gerekiyor, Datça halkı
 dışarıdan gelerek yerleşen yerli veya yabancı kişilere muazzam bir hoşgörü ve konukseverlikle 
yaklaşarak onların kısa sürede yerel kültüre ve sosyal yaşama uyum sağlamasına katkıda bulunuyor. 
Onun için diyorum ki doğası, kültürü ve sosyal yaşamı ile Datça’da mutlu olamayan biri dünyanın hiçbir yerinde mutlu olamaz.

Haber2e: nereleri gezmek ve neler yemek lazım?

CST : Sürdürülebilir turizm modeli artık 2-3 aylık kısa sezonlara bağlı kalmıyor. Datça 12 ay
 mükemmel bir destinasyon. Ekim-nisan arası çok cazip bir yürüyüş parkurumuz olan Karia Yolu, kış rüzgarlarına uygun yelken eğitimi, ocak ayındaki badem çiçeği dönemi ve artık yükselişte olan şarapçılık ve zeytinyağı sektörü hep kışa yönelik etkinliklerdir. Ayrıca balıkçılık yazın değil kışın yapılan bir spordur. Bu bağlamda Ege’nin en güzel ot ve sebzelerin kışın 
yetiştiğini en lezzetli balıklarının kışın yağlandığını unutmayalım. Tercihan deniz mahsulleri yiyelim, yöresel ev yemekleri 
lokantaları da oldukça revaçtadır. Datça’da bunları rahatça arayıp bulur, ıskalamazsınız ufacık bir yer sonuçta. Balık lokantalarında sipariş vermeden önce fiyatlarını sormanız menfaatinizedir zira bunlar genelde kilo ile satılırlar ve günlük alış fiyatlarına göre farklılık arz edebilirler. 
Alışveriş olarak yerel ürünleri her yerde bulabilirsiniz, sanat ve butik tarzı kaliteli dükkanları da tripadvisor, instagram gibi internet ortamlarından araştırmakta fayda olduğunu düşünüyorum. İnsanların tercihleri size rehber olabilir.

Akşam günbatımında Knidos antik kentini, Eski Datça, Reşadiye ve Hızırşah sokaklarını gezebilirsiniz. Serin ilkbahar ve sonbahar günlerinde UNDP projesi ile dünyaya tanıtılan Hacetevi Tepesine çıkmanızı tavsiye ederim. Datça’da her yerden rahatlıkla denize girebilirsiniz, hatta bana kalsa yazın sıcak günlerinde kuzey rüzgarlarına açık Gökova koylarını tercih ederim. Turistik işletme yoktur ama hem tenhadırlar hem de sıcaktan bunalmazsınız.


Toplu taşıma gün geçtikçe gelişse de araba kiralamanız birçok koya ulaşmanızı kolaylaştıracaktır. Burada Datça belediyesine, başkan Gürsel Uçar ve ekibine ayrıca halkla ilişkiler bölümüne bir parantez açarakçalışmalarından ötürü teşekkür etmemiz lazım. Gerçekten de 
Datça kısa sürede inanılmaz boyutta büyüdü, bu büyümenin getirdiği altyapı gereksinimleri kısa vadede çözülemeyecek gibi gözükse de hepsinin üstesinden gelecek azim ve vizyona sahip olduklarını düşünüyorum. 

Haber2e: Datça ile ilgili üç olumlu, üç de olumsuz şey sıralamanızı istesek:
CST : İlki, Datçalıların deyimiyle Balıkaşıran’ı ( yarımadanın en dar yeri olan Marmaris yolu üzerindeki bölge) geçtikten sonra artık Datçalı olunuyor dolayısı ile nadir de olsa Datça’yı terk ettiğimizde Balıkaşıran’ı geçmek ve Datçalı olmak en olumlu şeydir bizim için. Aslında Datça’ya gelen en stresli insan bile 1.5 günde normale döner, fazla beklemez.
İkincisi, beni ve ailemi kısa sürede buralı yapan yerli insanların misafirperverliği, cana yakınlığı ve buranın insanı içine alan yumuşak kültürüdür. Aslında buraya gelip büyük şehir alışkanlıklarını
 sürdürmeye inat eden insanlara tepki oluşuyor haliyle ama onlar da doğruyu buluyorlar bir şekilde.

Üçüncü olumlu şey aslında bir kombinasyon; deniz, doğal yaşam ve sükunet (bu sonuncusu temmuz ve ağustosta sekteye uğrasa bile Türkiye ortalamalarının çok üzerindedir).

Olumsuz olanların başında, fazlaca ikinci ev yani yazlık yapılaşmasıdır ki bu sadece Datça’nın hatta sadece Türkiye’nin değil, tüm Akdeniz ülkelerinin sorunudur. Datça için çözülebilir sorunların başında altyapı gelmektedir yoksa antik
 çağlarda bile şu anki kayıtlı nüfusunun üç katını barındıran yarımada için bu ufak bir ayrıntıdır.

İkincisi, turizmde sürdürülebilir bir planımızın ve modelimizin olmamasıdır ki henüz daha çok geç değildir ve bu ölçekte rahatça üstesinden gelinebilecek bir sorun gibi durmaktadır.
Üçüncüsü, büyükşehir belediyecilik modelinin Muğla gibi dağınık ilçe yapısına sahip illerde asla efektif olamayacağıdır. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmesi, yerel yönetimlerin yetkilerine tekrar kavuşması bunlara ilaveten eski köy idare sistemlerinin geri getirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışması yeni tamamlanan bulvar üzerine konulan estetikten yoksun ve tamamen yanlış bilgilerle dolu tarihsel süreci anlatan tabelaların değiştirilmesini de Muğla Büyükşehir belediyesinden talep etmekteyiz.


Haber2e: Datça hakkında önerebileceğiniz referans kitaplar nelerdir?
CST : Öncelikle iki yerel tarihçinin okuması çok keyifli kitaplarını önermek isterim:

1) Datça’da Zaman, Nihat Akkaraca
2) Eski Zaman Batırlıları, Çiğdem Akın

Datça’nın iyi korunmuş florasını anlatan ve Datça Yerel Tarih Derneği tarafından hazırlanan ‘’Datça’da Hayatın İçinden Bitkiler’’ kitabı içindeki yerel yemek tarifleri ile de güzel bir kaynak.

Karia Yolu yürüyüşü yapmak isteyenler bu konuda detaylı bir rehber olan ‘’Karia Yolu’’
 kitabınıedinebilirler.

Son olarak sosyal araştırma içeren iki akademik çalışma tavsiye ediyorum:

1) Türkiye Kırsalında Kliyentalizm ve Siyasal Katılım, Datça Örneği, Horst Unbehaun
2) Niçin Dikkulak Oldum? Sibel Özbudun.

Kitapların dışında, Datça yerel kültürü, fauna ve florası hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıda linkini verdiğim UNDP destekli bir proje olan; Datça Yerel Tarih Derneği 
ve Datça Çevre Derneğinin ortak çalışması eğlenceli videoyu seyredebilirler.


Cenk Sabah Tuzcu Kimdir

1962 İstanbul doğumlu. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi işletme bölümü mezunu. 1986-2007 arası bankacılık yaptı. Türkiye’den sonra sırasıyla Bahreyn, İrlanda, Almanya ve Hollanda’da 12 sene genel müdürlük görevlerinde bulundu.

2007 Aralık ayından beri Eski Datça mahallesinde yaşıyor. Okuyor, yazıyor, sosyal sorumluluk projelerinde görev alıyor. Datça Çevre Derneği başkan yardımcısı, İzle-yorum isimli deneme türünde bir kitabı var, ikinci kitabı 2017 sonunda yayınlanacak.

İkinci üniversite olarak tarih bölümünde okuyor, evli ve bir erkek çocuk babası.

Yorum Yaz

@name x