Bu Tarz Benim gibi yarışmalar toplumun ne durumda olduğunu gösteriyor!

Bu Tarz Benim gibi yarışmalar toplumun ne durumda olduğunu gösteriyor!

Bu Tarz Benim gibi yarışmalar toplumun ne durumda olduğunu gösteriyor!

Ebru Eğinlioğlu

04 Ocak 2015, 23:13
Bu röportaj 3090 kez okundu

Bu Tarz Benim Programı’ndan yola çıkarsak, oradaki yarışmacıların yeni bir program ile başka bir kanalda sunuculuk yapacakları üzerine Change Org’ da bir iletişim öğrencisi kampanya başlattı. Biz İletişim Fakülteleri’nde okuyoruz ama böyle yarışmalara katılmadığımız için benzer şansımız olmuyor. Televizyonlar böyle popüler kültüre hitap eden insanları tercih etmesinler diye. Önce, siz biliyor musunuz bu yarışmayı?
Şimdi ben sürekli takipçisi olmasam da bu tarz programların benim tarzım olmasa da, zaman zaman gördüm. Sadece bu program için değil, genel olarak böyle programlar için konuşabilirim. Hala devam ediyor sanırım, kanal değiştirecekmiş, onu da Twitter’dan öğrendim. Tuhaf tuhaf programlar yayımlanıyor. Canlı yayımlanıyor herhalde?

Yok bant çekim canlı yayın değil.
Öyle mi, en azından canlı mantığında herhalde çok fazla bir montaj gerektirmiyor, çok zahmetli değil, ucuza bir program mal ediyorlar. Sadece jüri üyelerine bir ücret ödeniyordur.



Yarışmacılara da ödeniyormuş. Haftalık olarak.
Öyle mi. Ama herhalde sınırlı bir bütçe çünki, bazı yarışmacılar, arkadaşım dikti falan diyor. Her neyse bu tür programlar, aslında Türkiye’nin ne durumda olduğunun bir göstergesi aslında. Bir kere sosyal ve ekonomik açıdan değerlendirilmesi gereken bir durum. 

Ne açıdan mesela, biraz daha açabilir misiniz?
Şimdi Türkiye gibi gelişmekte olan ve bana göre az gelişmiş ülkelerde işsizlik çok büyük boyutta tavan yapmış durumda. Zaten bu İstatistik Enstitüsü’nden alınan veriler de doğru değil, artık iş aramaktan umudunu kesen iş aramayan okul mezunları var. Dolayısıyla işsizlik ve kaçış var yani yetişmiş elemanlar yurtdışına kaçıyor. İnsanlar bir arayış içinde, ya böyle yarışmalara girip şarkıcı, oyuncu olmak istiyor ya da mankenlikten sunuculuğa geçmek istiyorlar.

Peki kampanya hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu durum aslında çok yeni bir şey değil, yıllardır güzellik yarışmalarından da çıkan spikerler, sunucular oldu ben bu duruma karşı değilim ama ölçüm belli özellikleri tutuyorsa; sesi iyi bir ses ise Türkçe’ye hakim ise, genel kültürü yerinde ise neden olmasın. Bir de güzel ise olur, yapabilir. Yıllar önce verdiğim bir panelde bu konunun altını çizmiştim. O zamanlar yurt genelinde 18 iletişim fakültesi açılmıştı. Bu fakülteden mezun olanların bırakın tamamını dörtte birine verecek işimiz var mı diye sormuştum. Radyoda ya da televizyonlarda o zaman 95 yılı idi özel televizyonlar yeni kurulmuştu. Galatasaray Üniversitesi idi. Bana kızmıştı üniversite öğrencileri, hepsi Ali Kırca gibi yüksek ücretlere haber sunmak istiyordu neredeyse, bir sonraki hafta da Atv televizyonu 30 kişiyi işten çıkartmıştı. Özetle bu konularda bir hukumet programı yok, okullar var ama öğrencilerin iş garantisi yok. Bakın mesela Defne Samyeli bana göre hiçbir zaman iyi bir spiker olamadı, çok çabaladı ama olamaz çünkü diş yapısı uygun değil, onları da kestirdi yaptırdı ama mümkün olmadı. Böyle bir işte ilk aranacak özellik sesin iyi olmasıdır. Benim dönemimin ölçüsü buydu ben radyo döneminden bahsediyorum, böyle bir yarış yoktu, ölçüler daha sağlamdı. Önce ses, sonra Türkçe, sonra metin değerlendirme ve en son da televizyonlarda bizlerin içinden görüntüsü çok uygunsuz olmayan insanlardan seçilirdi.

Yalnız Defne Samyeli çok beğenilen bir spiker oldu, habercilik açısından da başarılı bir isim diye hatırlanır, ağız yapısı ve sesi konusunda ben de sizinle hemfikirim ama…
Çok çabaladı, haberci olarak hiçbir şey demiyorum o konuda değerlendirmem, haber spikeri olarak uygun değil dedim.



Mehmet Ali Birand da keza öyle idi.
Tabii çok fazla var haberci olan spiker niteliği taşımayan başarılı isimler. Şimdi Türkiye’nin sosyoekonomik durumu insanları böyle kendini gösterme, ortaya çıkma gibi durumlara itiyor ve ortaya çıktıktan sonra da büyük paralar kazanma hayalleri.

Armağan Çağlayan’ da Twitter’dan iletişim fakültesi öğrencileri de katılsın bu yarışmaya o halde demiş, herkes katılamaz ya da katılsa bile yerden yere atamaz ki kendini…
Kaldı ki bu yarışma da ben şunu da anlamadım, seçici kurulun ortak bir beğeni anlayışı yok, birinin beğendiğini diğeri beğenmiyor. Ciddi bir seçici kurul olsa ortak ya da birbirine yakın karar verirler.

O belki zevkler tartışılmaz diye böyle bir konsept yaratılmıştır?
O halde tek seçici olsun, insanların da, katılanların da kafası karışıyor diye düşünüyorum, birinin beğendiğini diğeri beğenmiyor. Kime göre tarz olacağım diye. Ben bu tür şeyleri çok önemsemiyorum. Bu toplumun da bir yansıması. Bakın Türkiye’ de geçtiğimiz yıl ne olaylar facialar yaşandı, Soma’da Ermenek’te gidin bu ailelerin evlerine, onların televizyonlarında da bu program izleniyordur. Öyle de tuhaf bir toplumuz biz. Ses yarışmaları da öyle bakın, mesela O ses Türkiye’ de tahammül edilmez sesler çıkıyor, ben Amerika’ya gittiğimde oradaki yarışmaları da izliyorum, buradaki televizyonlarda yayımlanan yabancı yarışmaları da bizim katılımcılarla, onların katılımcıları arasında çok büyük farklar var, onlar da çok iyi sesler ve tekniklerde şarkıcılar çıkıyor, biz de o konularda da çok zayıf yetenekler.

Çok doğru.

Aileler de teşvik ediyor bu yeteneksiz çocukları, eskiden bizim kültürümüzde bir genç kız ailesine güzellik yarışmasına katılayım dese, ailesi tarafından hoş karşılanmazdı, yıllar içinde geldiğimiz noktaya bakın. Kolay yoldan şöhret olma ve para kazanma şansı olarak görülüyor. Geçen gün yine Twitter’ da paylaşmışlar, Nur Yerlitaş’ a teklif yağıyor reklamlardan paraya para demiyor diye.

Siz de bir Trt emekçisisiniz, rahatsız olmuyor musunuz böyle şöhretlerden?
Onların para kazanması beni rahatsız etmiyor. Çünkü ben her zaman hak ettiğim parayı kazanmaktan memnunum, beni oraya getirmek isteseler ben kabul etmem o görevleri. 

Özel televizyonlara geçersek Star Tv dönemine?
Magic Tv idi, onların tüm belgesel seslerini ben seslendirmiştim. Neredeyse 17 saat çalışıyorduk stüdyo da, Cnn’in bütün belgesellerini almıştı. 

O zaman ki ilk özel televizyonların haber spikerlerinin özellikleri nasıldı sizce?
Şimdi isim vermeden söyleyeyim; hiçbir zaman bir spikerin ne yorumu, ne görüntüsü, ne de mimikleri haberin önüne geçmemeli, haberden daha çok konuşulmamalı. Haber spikeri mesaj veren insandır, insanlar onun söylediğini konuşmalı. 

Burada da şu söyleniyor, eski Trt spikerlerinin çok düz olduğu, sıkıcı haber okuduğu söylenirdi o zamanlar o ayrım nasıl olmalı?
O da doğru. O ayrım şöyle eski haber spikerleri yani bizim zamanımızda canlı bağlantılar yoktu, biz sadece haber spikeri idik. Önümüze konan metni okurduk. Ayrıca iyi bir haber spikerinin, sansasyonel haberlerinin çıkmaması gerekir. 
Mesela Ali Kırca’nın istenmeden bir videosu çıkmıştı, onun üzerine de yıllarca yine haber sunmaya devam etmişti.
Ama belli bir seviyeyi kaybetti o olaydan sonra. Yine bir haberci uyuşturucu olayında adı anılmıştı Trt nin çalışanı idi, o da hemen silindi gitti, öyle birinden uyuşturucu kötüdür diye bir haber duymak istemez seyirci, güvenilirliğini kaybeder, bunu gibi.



Bir haber spikerinin belli bir zekaya sahip olması gerekir.
Tabii çok hızlı algılaması gerekir.

Aynı anda 2-3 yeri kontrol edebilmesi gerekir, kulaklıktan rejiyi duyacak, haberi takip edecek, telefon bağlantısı varsa onu yönetecek gibi.
Tabii şimdi çok iyi haberciler var, onları spiker olarak eleştirmek doğru değil, önemli olan haber zaten ama yine de belli bir ölçüyü de korumak gerekir.

Peki biraz da sizden bahsedelim, en beğendiğim haber spikerlerinden biri siz diğeri de Nermin Tuğuşlu idi, siz de benim hocam olmuştunuz, o açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum.
Çok teşekkür ederim.

Biz de televizyonlar ve habercilik yıllar içinde çok değişim gösterdi ve gelişti, dünyada da böyle mi oldu habercilik?
Ben Cnn İnternational ve Bbc’ yi sürekli izledim, radyoları da izledim. Orada kullanılan dil çok kaliteli ve o kalitesini hiç yitirmediler. Mesela Amerika’da sokakta konuşan insanın İngilizcesi’ni çok kolay anlamayabilirsiniz ama Cnn’ de konuşan bir spikerin konuşmasını çok rahat anlarsınız, onlar o kaliteden hiç taviz vermediler. İlla ekranda kitabi ağdalı bir Türkçe konuşmak gerekmiyor, günlük Türkçe’ de düzgün konuşarak ekranda yansıtılabilir. Ben bu işi profesyonel olarak yıllarca yapmış biri olarak kötü bir sese dayanamam. 

Biraz geçmişe dönelim kimlerle röportaj yaptınız, neler yaptınız, hangi anılar geliyor aklınıza geçmişe dönünce?
O kadar çok şey var ki aslında nasıl kısaltabilirim acaba. 1965 yılında Trt’ ye girdim. Meslek hayatı içinde insan daha çok olgunlaşıyor aslında. Okul dönemimde de Edebiyat’ a meraklıydım. Prodüktör spiker olarak girmiştim. İlk hatırladığım önemli deneyimim; Cemal Gürsel’in cenaze töreni idi. Radyoda canlı bağlantılarla sunduk.

Çok heyecanlandınız mı?
Çok heyecanlanmadım, o zaman daha iyi kontrol edebiliyordum heyecanımı, sonraları zaman zaman daha heyecanlandığım zamanlar olmuştu. Bu hoş bir anıydı, 20 sayfalık bir metinimiz vardı elimizde, Turgut Özakman tarafından kayıt altına alınmıştı. O günler yine her şeyin karma karışık olduğu dönemlerdi, 60 ihtilali sonrası idi.

Televizyon dönemi?
3,5 yıl ara vermiştim doğum iznimi kullanmıştım, ama radyo dönemimde karşılaştığım birkaç hoş olay daha vardı, onları da anlatayım mesela Kadıköy’de ki son tramvayı da ben kaldırmıştım, Kadıköy –Kısıklı arası idi, sonradan yeniden kondu Moda’ ya tabii ama o da ilginç yayınlarımdan biriydi. Günün olayında her gün bir röportaj yayımlanırdı. İlk kalp nakli ameliyatına girdim ve Siyami Ersek ile ameliyat sonrası röportaj yaptım, sabah 5 buçuğa kadar sürmüştü. Eşim o zamanlar Klasik Batı Müziği prodüktörü idi, onun programı için Türk olan bütün dünya çapındaki sanatçılarla röportajlarım olmuştu. Bir gün stüdyomuza Aşık Veysel geldi, onun türkülerini canlı canlı dinleyebildik. 

Nasıl hazırlanıyordunuz o zamanlar internet ve Google yok bilgi kaynağı daha sınırlı?
Evet o zaman da ansiklopediler ve dergileri, gazete kupürlerinden hazırlanıyorduk, şimdi çok kolaylaştı tabii, zaten röportajda doğru soruyu sormak çok önemlidir. Televizyon döneminde genellikle 20.00 haberlerini okuyordum, daha çok Ankara’da çalıştım. Sonra eşimin işi dolayısı ile Çukurova’ya gittim. 1974 de Kıbrıs Çıkartması olmuştu. Bizim o dönem bir gemimiz batmış ve maalesef bizim tarafımızdan batırılmıştı, orada batan gemiden sağ kurtulan insanlarla, komutanlarla falan röportajlarım olmuştu. Sonra İstanbul’ a geldim o zaman da 12 Eylül olmuştu, Kıbrıs Çıkartması’nı bildiğimiz gibi 1 gün önceden 80 ihtilalini de biliyorduk, kırmızı mühürlü zarf geliyordu çünkü, ertesi günü açılıp, okunmak üzere. Trt’ den ayrı kaldığım dönemlerde iki ansiklopedinin çıkartılmasında çalıştım. Her kaybın bir kazancı olduğunu düşünenlerdenim. 92 yılında tekrar Trt’ye döndüm ve çok güzel haberler yaptık. Bu arada Hollanda Tv için röportajlar yaptım ve kurumsal olarak ders vermeye ilk defa Lcc’ de başladım. Zarafet dersleri yanında ilk diksiyon dersleri başladı.



Turgut Özal ile röportajınız oldu mu?
Süleyman Demirel ile oldu, Turgut Özal ile de tanıştım ama röportaj yapmadık. Körfez Savaşı dönemi Diyarbakır’a gittim Hayri Kozakçıoğlu ile röportajlarım oldu. Özel haberler yaptım, sağlık haberleri çok fazlaydı. 

O dönem Trt ve şimdi ki halini eski bir Trt çalışanı olarak size sorsam neler anlatırsınız?
Trt’nin en güzel dönemi bana göre 65-70 arasıdır. O zaman Trt özerkti ve Adnan Öztrak gibi demokrasiyi içselleştirmiş bir yöneticisi vardı. 70 den sonra haberler tamamen siyasete bağlı protokol haberleri başladı, 1. Haber Cumhurbaşkanı haberi, 2. Haber Başbakan haberi diye başlayıp gidiyordu. Hatta haber okuduğum dönemde bir köylü telefon etti  televizyona Çukurova’ dan dedi ki; öyle haberler yapıyorsunuz ki, her gün şu kadar yol yapıldı, bu kadar yol yapıldı diye.

Nerede bu yollar diye mi sordu?
Nerede bu yollar dedi, hesap ettim, bu kadar yol olsa idi ekvatoru birkaç kez dönmesi gerekirdi bu yolların. Ama yine de daha dürüst olmaya çalışan haberciler ve yöneticiler vardı. İsmail Cem dönemi iyi idi o da 1 yıl sürdü. Trt her zaman politik olmuştur ama bu gün artık bambaşka bir hal aldı, artık Trt haberlerini izlemiyorum.

Hangi kanalları izliyorsunuz?
Show Tv fena değil, Cnn zaman zaman düzeliyor, Halk Tv izliyorum, Ulusal Kanal’ ı televizyonum almıyor ama alsa bile izleyeceğimi sanmıyorum. 
Çok teşekkür ederim…

Melek Dener Kimdir

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ED. FAK. SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ
ÇEŞİTLİ EĞİTİM DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİNE BAĞLI OLARAK EĞİTMENLİK VE ÖZEL EĞİTMENLİK 2006’DAN BU YANA

YAYIN DENETLEME KURULU ÜYESİ TRT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2000-2006DEN BU YANA
REDAKTÖR SPİKER TRT İSTANBUL HABER MD.LÜĞÜ1992-2000

REPORTER HOLLANDA TV NOS PASAPORT 1989-1992
BİRLEŞTİRME VE EŞGÜDÜM YÖNETMENİ, GELİŞİM YAYINLARI BÜYÜK LAROUSSE ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK 1984-1989

KÜLTÜR BÖLÜMÜ KOORDİNATÖRÜ ANADOLU YAYINCILIK YURT ANSİKLOPEDİSİ 1981-1984
REDAKTÖR SPİKER TRT HABER MERKEZİ 1974-1981

REKLAM YAZARLIĞI VE REKLAM SPİKERLİĞİ RADAR REKLAM MAN AJANS 1970-1974
PRODÜKTÖR SPİKER TRT İSTANBUL RADYOSU 1965-1970

BUNLARIN DIŞINDA STRATA, LCC, KUŞDİLİ DERSHANESİ, GAZETECİLER CEMİYETİ KURSLARINDA, KONUŞMA EĞİTİMİ, ETKİLİ KONUŞMA VE SPİKERLİK KURSLARINDA EĞİTİMCİLİK YAPMIŞTIR VE GAZETECİLİK CEMİYETİ ÜYESİDİR.

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 3

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Hazal Öztürk 3 yıl önce yorumlandı

O yarışmalardan çıkıp da spiker sunucu olanlar savunulmuş resmen."Neden olmasın sesi güzelse..." Bu mu okuyanların aldığı karşılık? Yazık böyle insanlar konuşuyor bir de yazık.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Issizlik en buyuk neden 3 yıl önce yorumlandı

bu tarz programlara issiz ya da dusuk gelirle gecinmek zorunda olan insanlar tarafindan ilgi oldukca fazla.ekonomik acidan gucsuz olan ulkelerin kaderi bilgi kultur seviyesi dusuk programlar.ivana sert tarzindaki kadinlarin bastaci edilmesi.oysa yurdisinda egitim alma oyle iyi modacilarimiz varki.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

ne mutlu size 3 yıl önce yorumlandı

ne mutlu size bu kadar degerli bir hocadan egitim almissiniz.roportaj harika resimler konu .insanlari yadirgamamak gerekir issizler ne yapsinlar herkese umut olmus yarismalar.hayat sartlari zor ulkemizde gelir duzeyi dusuk .bu yarismalar boyle surer gider bu dusuk standart oldukca maalesef

Kişi beğendi.