Bir genel yayın yönetmeninin düşündürdükleri

Bir genel yayın yönetmeninin düşündürdükleri

Bir genel yayın yönetmeninin düşündürdükleri

Ebru Eğinlioğlu

10 Şubat 2014, 23:43
Bu makale 1077 kez okundu

Aslında ismini zikretmek gereksiz ama biliyorsunuz, büyük paralarla çıkartılmış, kuşe kağıda basılmış, yüzlerce kişinin çalıştığı, en çok okunan demiyorum bir gazetenin genel yayın yönetmeni çıkıyor diyor ki;
Tapelerde konuşmalarım çıktı doğru ama sor bakalım, benim de halim kolay mı, ben ne yapayım, ne tarafa yaranayım?
Bana da, patronuma da büyük baskı var diyoruz, hepimiz tüm medya çalışanları, baskı altındayız, siz ne sanıyordunuz o baskıyı? Kendimi mi atayım, istifa mı edeyim, etmediğimi nereden biliyorsunuz, etmek kolay…
Ama istifa edip etmediği konusunda ağzından şüphe uyandıran cümleler dışında bir laf çıkmıyor.
Bi git, hadi git artık…

Kime ne senin ne yaptığından ettiğinden, hemen böyle yelkenleri indirip, kendimi mi atayım triplerine girme.
Yıllardır, ona, buna çakma haber yapalım, buna destek olalım diye gazetecilik yapan sen değil misin?
Ne tesadüf ki, tapelerde yaptıkların açığa çıktı da, vatandaş da senin yaptıklarına şahit oldu.
Çıkmasa idi, sen yine aynı teranelerine devam edecektin.
Üzerinde baskı olduğunu ilan etmek, günah keçisi olduğunu söylemek, mağduru oynamak, tapelerden sonra mı geldi aklına?
Sonra bütün gazetenin ekibini o almış, içinde ev parası ödeyenler, masrafları olanlar varmış, onlar ne yapacakmış?

Ya sen hangi ülkedesin, o lüks arabalarından, malikanelerinden dışarı çık da, insanların ne şartlar altında, nasıl fakirlikler içinde, açlık sınırında yaşadıklarına dair haberler yap.
Sen dürüst haberciymişsin ya güya!
Çalışanların, işsiz kalır diye üzülüyormuşsun ya. İnsanlar hastane kapılarında sorunlar yaşayınca, birilerine yaranmak için, o zavallı insanları suçlu ilan etme, onların yanında ol.
Patronların ihaleleri olabilir, televizyon dışında işleri olabilir ki, senin patronunda öyle.
Bağımsız bir medyada çalışırsan eğer ve gerçekten adam gibi gazetecilik yapmak istersen elini vicdanına koy ve senin hiç sevmediğin, bilmediğin güçsüz insanların yanında ol.

Bir de bana hep şu ters gelmiştir, her tür şeytanlığı bilirler, kuralsızlığın kitabını yazarlar, sonra mağduru oynarlar. Bu ne perhiz arkadaş?
İnandırıcılığın yok, samimiyetin yok, hiçbir şeyin yok. Koltuğunu kaybetmenin korkusu sarmış seni, panikle mağdur edebiyatı yapıyorsun.
Sen bir kumar oynadın, bir sıçradın iki sıçradın, şimdi geldiğin nokta ortada.
Kendinle baş başa kal, kimseye bir şey söylemene de gerek yok. Önce bir kendinle yüzleş, kendine hesap ver. Boşver insanlara kendini anlatmayı, seni bilen biliyor zaten. Hala zevahiri kurtarmayı bırak, inandırıcı olmak istiyorsan, samimiyet pelerinine bürünmek istiyorsan, önce kendin inan bunlara ki, başkalarını da inandırabilesin…
 

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Mertcan 4 yıl önce yorumlandı

kaleminize sağlık

Kişi beğendi.