"Beraber yaşlanma fikrini kabul etmeseler de, hepsi onu yaşayacak"

"Beraber yaşlanma fikrini kabul etmeseler de, hepsi onu yaşayacak"

"Beraber yaşlanma fikrini kabul etmeseler de, hepsi onu yaşayacak"

Özge Kaya

21 Nisan 2017, 16:40
Bu röportaj 494 kez okundu

Başarılı oyuncu Ümit Erdim hayatımıza sevilen dizi Hayat Bilgisi'nin iddiacı Arif'i olarak girdi. Bir çok başarılı yapımlarda yer aldı, programlar sundu. Benzemez Kimse Sana yarışma programında hem yarışmacı olup yarışmayı kazandı hem de jüri üyeliği yaptı. İşte Ümit Erdim'in projeleri ve hakkında merak edilenler..

 1) Oyunculuğa nasıl başladınız? 
1998 yılında İzmit Şehir Tiyatrosu'nun Tiyatro Okulunda başladım. Sonra 1999'da İzmitte deprem oldu. 1-1.5 sene ara verdim. Bütün ergenlik dönemim Şehir Tiyatrosunda geçti diyebiliriz. 

2) Ne yönlendirdi sizi?
Okuldaki derslerimin kötü olması ve okuldaki sosyal aktivitelerde çok iyi olmam. Ve sonrada okuldaki öğretmenimin bundan okulda bir halt olmayacak bari tiyatroya falan verin o konuda başarılı galiba diyerek anneme şikâyet etmesiyle başlayan bir durum aslında. Başka meslek düşünme ve seçme fırsatım da olmadı. Zaten 2003'te de İstanbul Üniversitesinde konservatuvarı kazandım. 2. sene bıraktım. Hiç özel bir sebebi yok.

Zaten lise sondayken Hayat Bilgisi dizisine başlamıştım. İzmit'teki tiyatro okulundaki arkadaşım beni ajansa getirip yazdırdığı için televizyona geçme meselesi oradan oldu. Sonra Hayat Bilgisi, Selena, bir sürü yarışma programları falan gibi 14 sene geçti.

3) Hayat Bilgisi'ndeki rolünüzle kendinizde bir benzerlik var mıydı?
Hayır, hiç öyle gaz bir tip değilimdir. Hani çokta benzetmem kendimi. Önceden biraz benziyordum, yıllar geçtikçe azaldı. Paralel olarak o yıllarda öyle gaz bir heriftim aslında da şimdi öyle bir enerjim yok.

4) Şuanda bir projeniz var mı?
Şimdi 12 Mayıs'ta 4N1K sinema filmi vizyona girecek. Bir kitaptan uyarlama çok fazla kendine has bir kitlesi olan, iyi bir hikaye. Orada küçük bir rolüm var. İlk defa bir öğretmeni canlandırdım. Bir de netflix gibi bir platform olan BluTV'ye film çektik Kanal D ile. O da muhtemelen 1-2 ay içinde yayınlanacak. 

Osmanlı Kahvecisi ile bir reklam kampanyası devam ediyor. Onun yeni reklam filmleri olacak. Otomobil sporları bir yandan devam ediyor. Onun sezonu henüz başlamadı. 

5) Nerden esti aklınıza otomobil sporları?
Aslında her erkek çocuğu gibi halı kenarında oyuncak arabalarımı yarıştırarak başladım. Çocukluğumdan beri çok yapmak istediğim birşeydi ama ancak imkanım oldu. Çok keyifli, bununla ilgili de eğitim aldım, kendime yatırım yaptım ve çok ciddiye aldım.

Hobimi profesyonel bir alanda lisanslı bir sporcu olarak yapabiliyor olmakta çok keyifli. Umarım başarılı olacağım. 40 yaşına gelmeden bir Türkiye şampiyonu olmak gibi bir hedefim var ama umarım gerçekleştiririm. 

6) İleride hocalık düşünüyor musunuz?
Yok ya benim daha çok öğreneceğim şey var. Hocalık taslamak doğru olmaz. Ben öğreneceğimi öğreneyim, vakit kalırsa hocalık yaparım. Şuan hiç bilmeyen bir insana temel sürüş eğitimi verebilirim o da kendimce. Profesyonel bi yarışçı yetiştirmek çok ayrı bir durum onu ben yapamam, henüz kendim bir şey olmadım çünkü.

7) Hayaliniz var mı?
Var, gerçekten Türkiye şampiyonu olmak gibi bir hayalim var. Onu başarsam gerçekten çok mutlu olurum. 32 yaşındayım bunu gerçekleştirmek için 8 yılım daha var. Çok zor bir ihtimal ama imkansız değil.

8) Projeleri neye göre seçiyorsunuz?
Aslında biraz hikayesine, içinde olacak kişilere göre. Yani benim projenin içindeki yerime göre. Major bi karakter olması gerek. Hikaye içinde çok etkisiz eleman bir rolü çok tercih etmiyorum. Çok şükür hepte güzel karakterler geliyor bana. Öyle görmek istiyorlar. Ben bir de oynadığım karakterin üstüne koymayı seviyorum, mutlaka bi katkı yaparım.  Hiç bir zaman senaryoyla olduğu gibi olmaz.

9) Oynamak istediğiniz bir rol var mı?
Ben aksi ama işinde çok iyi bir polisi oynamayı çok istiyorum çocukluğumdan beri. Umarım birgün bana öyle bir rol teslim ederler. Bir de down sendromlu birini oynamak istiyorum. Zihinsel engelli bir karakteri oynamak istiyorum. Onunla ilgili bir hikaye kafamda var ama daha zamanı var. Çünkü benim senaryo tarafım çok gelişmiş değil, kalemi alıp yazma yeteneğim çok yok. O başka bir yetenek o yüzden kafamda sadece bir hikaye var bi kaç sene içinde onu yazdıracağım. Böyle bir hedefimde var. Bunu da yaparsam çok mutlu olacağım ve iyi birşey yapacağımı düşünüyorum.

10) Yönetmenlik falan düşünüyor musunuz?
Yok, o tip heveslerim yok. Genelde oyuncuların o yönleri ağır basıyor, niyeyse bir yönetmen koltuğuna geçmek istiyorlar. Benim hiç öyle bir hedefim ve isteğim yok. Çünkü çok zor birşey. Ben sette çalıştığım zaman yönetmeni takip ediyorum, yaptığı işe kafam basmıyor. Çok saygı duyuyorum yaptıkları işe. Gerek yok bence biz oyuncular oynayalım, onlar yönetsinler. Yönetmenler tutup oynamaya çalışmıyor. Onlar bunu yapmıyorsa biz niye yapalım ki. Herkes işini düzgünce yapsın mutlu olalım.

Bizim ırkımızda var bu. Kendi işini 4 4'lük yapmadan hemen bir öbür işe dalma meselesi. Abi bırak sen oyunculuğunu yap önce. İyi yönetmenlerimiz var zaten. Şuan ihtiyaç yok sana. Kişisel hazları biraz hobiye çevirdiler. Hobiye çevirince nelerden çalıyorlar bilmiyorum. Ama kişisel olarak benim cevabım hayır.

11) Dizi sektörünü nasıl buluyorsunuz? Uzun çalışma saatleri mesela..
O çözülemeyecek, bununla ilgili kimse hayal kurmasın. Devlet eli değmeden bu iş çözülmez. 2010 senesinde med yapımla cumaya kalsa diye bir sitcom cektik. 10 bölüm sürdü. Haluk bilginer ile . Biz bunun ilk denemesini yaptık aslında 50 dakikaydı bir bölüm. Ve pt2 dediğimiz 11'de giren kuşakta yayınlanıyorduk. Çokta optimum süresi ve iyi bir zamanlaması vardı. O zaman kabul görmedi. Zaten kısa ömürlü oldu dizi. O yüzden bende buna taraftarım ama emin olun şuanda buna devlet müdahale etmediği sürece çözülmeyecek. Nasıl evlenme programlarına müdahale ettiler, kısaca toparlayın şu işi dediler . Kesinlikle doğru buluyorum bu girişimi. Ve dizilere de bir müdahale gerekiyor. Devlet el koymalı biri çıkıp bu kadar süre çekeceksiniz, sende bunu bu kadar süre yayınlayacaksın diye bu işi çözmeleri gerekiyor. Bu senin, benim, senaristlerin, bilmem kimlerin yapacağı iş değil. Bizi çoktan aştı. Biraz zorunluluk olması gerekiyor.

12)Spor yapıyorsunuz. Spora ilgi nereden başladı? 
Spor şöyle ortaya çıktı: Biz 2012'de Benzemez Kimse Sana diye bir program yaptık Seyfi Dursunoğlu'nun jüri üyeliğinde. Ben o sene orda yarışmacıydım sonra kazandım. 2012'de yarışmayı yaptık, bitti sonra Seyfi Dursunoğlu ile dostluğumuz devam etti. Ben böyle ayda 1 Seyfi abiyi ziyarete giderim, telefonlaşırız falan. 2012'nin sonuna doğru gittiğimde oturduk, sohbet muhabbet sonra çıkarken Seyfi abi beni sağ olsun kapıda uğurlarken dedi ki "Bu kiloyu vermeden bu kapıdan bir daha giremezsin" ki az çok tahmin edersiniz Seyfi abi öyle dediyse almaz gerçekten öyle bir tehlike var yani. Bende bu tehlikeyi fark ettim.

Ondan bi ay sonrada tesadüf Ertan Balaban spor yerinin sahibi olan arkadaşım dedi ki "crossfit diye birşeye başlıyoruz" dedim ki ya bunların hiçbiri tesadüf olamaz hayatımda bir şeyler oluyor. Hemen Ertan nerdesin dedim, şöyle göbeğime vurdu dedi ki tamam halledeceğiz bunu. Böyle başlayan bir kırılma noktası ve süreç aslında. Crossfit ile 25-30 kilo kadar verdim. Ondan öncede kilo vermeye başlamıştım. Şuan 95-97 kilo aralığındayım. Önceden 142 kiloydum . Çok ciddi bir kilo verdim tamamen organik, tamamen spor, ameliyat falan yok, düzgün beslenme, düzgün yaşama. 
 
13) Ve nişanlandınız?
Evet, 20 Mayıs'ta evleniyorum. Bu sene önümüzdeki en güncel ve en başarılı, en mutlu hedeflerden bir tanesi. Yani 32 yaşındayım bence olması gerekiyordu. Yani o yüzden artık Mayıs itibari ile evli bir erkek olarak ekranlarda olcam. Onunla ilgili ne söyleyebilirim bilmiyorum. Beykoz Kundura Fabrikasında, set mekânında olacak. 

 
14) Neden orası?
Denize sıfır ve bildiğim bir yer diye. Orada rahat edebilirim. Orayla konuştum sağ olsunlar çok yardımcı oldular. Zaten düğünlere, eventlere veriyorlar. Lokasyon olarak çok güzel, denize sıfır bir mekânda çok kalmadı. Nikâh şeklinde olacak. Düğün yapmayacağız. İnsanlar bizi tebrik etmeye çalışırken ya da eğlenmeye çalışırken herkesin suratının hizasından soslu bir tavuk geçsin istemiyorum. O yüzden ralliye bu sene ara verdim. Ralli bütçesini evliliğe kaydırdım. Hepsini aynı anda yapamıyorum. Ralli çok masraflı. Düşün bak ralliden vazgeçince evlenebiliyorsun. 

 

15) Nasıl bir his evlenecek olmak?
Onu Mayıstan sonra konuşabilirim. Biz bir buçuk seneden beri beraberiz. Çok etraftan duyduğumuz gibi kötü senaryolar yaşamıyoruz, ilişkimizde hır gür yok. Birbirimizde bulduğumuz özellikler hayal ettiğimiz özellikler. O zaman dedik ki niye evlenmiyoruz? Ömrümüzü birlikte geçirebiliriz, öyle görünüyor. Şimdi onu deneyeceğiz. Bence kafa dengini bulan herkes evlenmeli. Napacağım yani? 50 yaşına kadar sokaklarda sürtemem. O yüzden biriyle beraber yaşlanma fikrini kabul etmeseler de, bir gün hepsi onu yaşayacak. O yüzden ben bunu geciktirmeyi doğru bulmuyorum. 

 16) Erkekler evlilikten genelde korkar ya?
Yok ya hiç öyle korkularım yok. Ben her şeyi gerektiği gibi yaşamayı seviyorum. Mutlaka bir çocuğumuz olmalı mesela. 

17) Çocuk ne zaman?
Bilmiyorum, planın kendisi var ama zamanlamasıyla alakalı bi fikrim yok. Ama olmalı. 3 çocuklu bir ailenin son çocuğuyum. 2 tane abim var, zaten kalabalık akrabalar hep öyle bir aile yapısında büyüdüm. Dolayısıyla diğeri nasıl bir fikrim yok. Ama tek çocuk olan arkadaşlarımda hep bizim ailenin içinde olduğuna göre demek ki bizim taraf daha güzel. O yüzden bende o kanaldan gidiyorum.

Yorum Yaz

@name x