‘’Bana veremeyeceğin bir şeyi benden esirgeme.’’

‘’Bana veremeyeceğin bir şeyi benden esirgeme.’’

‘’Bana veremeyeceğin bir şeyi benden esirgeme.’’

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

13 Nisan 2018, 10:15
Bu makale 3107 kez okundu

 Tarih kitaplarının birçoğu Diyojen’in, yaşadığı fıçının önünde dikilerek kendisine bir isteği olup olmadığını soran Büyük İskender’e ‘’Gölge etme başka ihsan istemem,’’ dediğini yazar ama aslında parmağı ile güneşi işaret ederek ‘’Bana veremeyeceğin bir şeyi benden esirgeme,’’ demiştir. Yani eğer böyle bir muhabbet olduysa elbette! Antik Çağ filozofları hakkında en kapsamlı kitabı yazan adaşı Diyojen Laertios, Büyük İskender ile olan muhabbetlerinden çokça bahseder. Bunların hepsine birden inanmak zor zira İskender Korint’de o kadar vakit geçirmemiştir diye düşünüyorum.

Bir başka tevatür ise İskender’in Diyojen’e olan hayranlığı nedeniyle ‘’Kral olmasaydım Diyojen gibi bir filozof olurdum,’’ şeklindeki sözleridir. Diğer yandan Laertios’un kitabında yazılı bir olay vardır ki çok şaşırtıcıdır; Büyük İskender ile Diyojen aynı gün ölmüşlerdir. Bana kalırsa İmparator İskender, Diyojen’in güneşten çekilmesi için kendisine ayar vermesinden sonra hırs yapmış ve  güneşi zapt edip getirmek üzere doğuya gitmiştir.

Popüler kültürde bu tür efsanelere çok sık rastlanır. Bizde de sayfalarca Hoca Nasrettin ile Timurlenk hikayeleri vardır. Halbuki bırakın o kadar muhabbet etmelerini karşılaşmaları bile imkansızdır zira yaşadıkları dönem arasında tarihi kayıtlara göre bir yüzyıl bulunmaktadır. Gerçi Evliya Çelebi bile seyahatnamesinde Hoca ile Timur’u konuşturmuştur ama özellikle Nasrettin Hoca’nın yaşadığı dönem hakkındaki çelişkili kayıtlar nedeniyle net olarak bilemiyoruz durumu.

Diyojen ( MÖ412-323) ömrünün büyük bölümünü Yunanistan’da geçirmiş ve Korint’de ölmüş olmasına rağmen aslen Sinoplu yani Karadenizlidir. Zaten anlaşılacağı gibi Büyük İskender’e böyle ağır konuşmak da ancak bir Laz’a nasip olabilirdi. Diğer taraftan sadece bu örnek değildir Karadenizli olduğunu ispat eden! Mesela siyasete girmek istediğinde Delfi kehanet merkezine gidip Apollon’a nasıl popüler olabileceğini danışmış ve ‘’Kurumsal ol’’ cevabını aldığında sahte para basmıştır. Laertios’a göre bunda bir günahı yoktur çünkü Yunanca’da ‘’Kurum’’ ve ‘’Para’’ aynı kelimedir.

Bir Karadenizli filozof hemşerimin Atina filozoflar arenasında neler yaptığını merak edenler hayatını ve eserlerini detaylı olarak incelesinler. Elbette aykırı olarak yaşamıştır. Platon’a bile laf yetiştirmiş ‘’Ne isteneni veriyorsun ne de sorulara cevap veriyorsun ama çok gevezesin,’’ demiştir. Felsefe olarak ‘’Kuşkuculuk’’ veya ‘’Kinizm’’ ekolündendir. Kinik okulun, Yunanca Kyon yani köpek kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Sokrates’in felsefesine dayandırılan öğretiye ün kazandıran ise bu öğretiyi yaşamsal eyleme dönüştüren Diyojen’dir. Kaderin bir cilvesi olarak, felsefi öğretisinin adını köpek kelimesinden alan bu önemli düşünür, bir köpeğin ısırması neticesinde ölmüştür.  Şimdi doğduğu kent olan Sinop’ta, elinde gerçeği aradığı için gündüz bile söndürmediği söylenen feneri ve ayaklarının dibinde oturan bir köpekle tasarlanmış heykeli ile şehre gelenleri selamlamaktadır. Ben de, Atina meclisi İskender’e Dionysos ünvanı verince, ‘’Beni de Serapis yapın,’’ diyecek kadar cesur olan Karadeniz’in gururu hemşerimi Selamlı-yorum.

 

Derkenar: 15 Nisan Kitap Hediye Günü, her yıl nisan ayının üçüncü pazarı olarak kutlanan güzel bir etkinliktir. Çok az kitap basılan ve basılandan daha da az okunan ülkemizde, benim çocukluğumda, doğum günü, bayram, yılbaşı, anneler günü gibi özel etkinliklerde veya başarıları ödüllendirmek için kitap hediye etmek çok keyifli bir gelenekti. Sevdiklerimize kitap hediye etmek için ise böyle özel günleri de beklemezdik. Bir büyük müzik ve kültür filozofu olan Frank Zappa’nın dediği gibi ‘’ Ne çok kitap fakat ne kadar az zamanımız var.’’

Yorum Yaz

@name x