‘’Bahar Datça’dan Başlar’’
porno porn sex hikayeleri

‘’Bahar Datça’dan Başlar’’

‘’Bahar Datça’dan Başlar’’

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

08 Şubat 2019, 11:00
Bu makale 2026 kez okundu

 


 445

 Gelenekselleşme yolunda başarı ile ilerleyen ‘’Datça Badem Çiçeği Festivali’’ bu sene 8-10 Şubat tarihleri arasında düzenleniyor. Datça’nın ve tüm Ege kasabalarının kış turizmi için bu tür uzun soluklu etkinlikler planlaması gerekiyor. Japonya’nın kiraz çiçekleri döneminde düzenlediği festivaller tüm dünyaca biliniyor ve müthiş bir turizm potansiyeli yaratıyor. Datça, bademinin yanısıra zeytini için de bir etkinlik yapabilir hatta bunları doğa yürüyüşleri ile ilişkilendirebilir. Nitekim Karia Yolu bu iş için biçilmiş bir kaftan ama senelerdir herhangi bir özel veya kamu kurumu, altın değerindeki potansiyeli kullanmadı, kullanmamak için adeta özel bir çaba sarf ediliyor.

Oda Sanat, festival bağlamında güzel kitap ayraçları hazırlamış, diyorlar ki ‘’Bahar Datça’dan Başlar.’’ Ne kadar doğru: Bahar Datça’dan veya Datça’da başlar; nitekim badem çiçekleri kadar baharı bu kadar erkenden müjdeleyen başka bir doğa olayı var mıdır acaba?

 

 446

 İonyalı son büyük filozof Efesli Herakleitos (MÖ 540-480) ve Pers Kralı Büyük Darius (MÖ 552-485) aynı dönemin iki önemli insanıdır. Tarihin en büyük komutanlarından Kral Darius bir o kadar da tevazu göstererek Herakleitos’a mektup yazar, Yunan kültürüne ve onun derslerine katılma arzusunu dile getirir, kendisini sarayına davet eder: ‘’Yunanlılar sana yeterince değer vermiyor, seninle her gün soylu ve ciddi söyleşiler yapmayı, öğütlerine uygun onurlu bir yaşamı vaat ediyorum.’’ Bu mektubu ve Herakleitos’un cevabını Diogenes Laertios’un kitabından öğreniyoruz. Herakleitos şöyle cevaplamış: ‘’ Ben hırstan ve kendini beğenmişlikten kaçan, azla yetinen bir insan olarak Pers ülkesine gelemem.’’ Yazışmaların tarihi bilinmiyor ama biri büyük bir filozof diğeri büyük bir imparator olarak tarihte yaşamaya devam ediyorlar.

 

 447

 Alaska veya Sibirya’da, ulaşımın olmadığı bir dönemde ve üç ayda, yeterli yakacak, yiyecek ve içecek stokları ile kaç sayfa yazılır ve okunur? Soğuk iklimler bana göre değil, karanlık ve kasvetli uzun kış günleri, geceleri de. Bu konu nereden aklıma takıldı biliyorum. 1968 yılında bir California münzevisi, Richard Proenneke Alaska’nın Twin Lake bölgesine gidip bir kulübe inşa etmiş ve tam 35 sene orada yaşamış. Ben sadece üç ay iste-yorum. İçkimi kendim üretebilirim, göl veya nehirden balık tutarak da beslenebilirim. Buz kırıp balık tutmak, balıkçılık konusundaki en son ve en uç fantezimdir. Bunu yapmadan ölmek de istemem açıkçası. İzle-yorum Alaska veya İzle-yorum Sibirya ilgi çekici olmaz mı? -40C’de Hedonist Ege felsefesi okumak da cabası!


 448

 Ege’de kış modu uyku değildir. Tam tersine uzun ve sıcak yaz günleri uyku zamanıdır. Sırf bu nedenle Ege’ye yazın değil kışın gelinmelidir. Yani kış dediğim takvim ayları olarak, Kasım-Mart arası, yoksa burada öyle bir kış mevsimi olmuyor. Sonbahar ve ilkbahar olmadığı gibi; ‘’Sonyaz’’ ve ‘’İlkyaz’’ deyimlerini icat ettim aniden bu iki mevsim için. Kış da dursun öyle manasını yitirmişcesine. Balık tutalım, yelken yapalım, badem çiçeklerini resmedelim, doğayı keşfedelim, kültürü yaşatalım yani kış denen zamanı doğru değerlendirelim. Yazın uyuyoruz zaten/madem.


 449

 Briçi boş verin, çok moda oldu ve herkes oynuyor artık. Hem de çok uzun ve sürekli turnuvalara dönüştü. Diğer taraftan kahve briçi aşağılanıyor nedense. Ben kahvehanelerin nostaljik oyunları olan piket, prafa, bezik, hoşkin ve altıkolu öneriyorum. Bunların yaygınlaştırılması, geleneksel hale getirilmesi ve yapılacaksa bu oyunların turnuvalarının gerçekleştirilmesi gerektiğini Söyle-yorum. Turnuvalarda iyice makineleşmiş hale getirilen ve masaya insan yerine robot da oturtsan aynı monoton görüntüyü veren günümüz turnuva briçi ‘’Out’’ insan ilişkisini ön plana çıkaran, paylaşımcı piket, prafa, bezik, hoşkin ve altıkol ‘’İn.’’

 

 450

 Erken gidenlere Nuri Maral da katıldı. Yapı Kredi, profesyonel hayatıma başladığım 1986 yılından, Levent Plaza’ya taşınana kadar Galatasaray ve Tünel binaları olmak üzere iki kısımdan oluşmaktaydı. Rahmetli Nuri’nin tabiriyle ‘’Harici Muamelat’’ servisleri Galatasaray binasındaydı. Ben de Nuri ile orada tanıştım. O kadar efendi ve ağır başlı biriydi ki kendisine taktığım ‘’Eşraftan’’ lakabı hemen benimsendi. Birçok kişiye göre abartısız ve sıradandı ama özellikle İrlandalı fıkraları ile bizleri kırıp geçirirdi. Taksim Sanat’ın ortak müdavimi olarak, ‘’Bulutsuzluk Özlemi’’ gecelerini hiç kaçırmazdık. Efsane şarkıları ‘’Kütürdet beni Rutubet’’i dinlemeyeli çok sene olmuş. ‘’PTT’nin Önünde, Taksim’de’’ yi çalmadan inemezlerdi sahneden.

Taksim’de randevu spotu PTT de, lise yıllarımdaki karaborsa döneminde önünde sigara kuyruklarında saatlerce beklediğimiz yanındaki Tekel ofisi de artık yok. Dünyanın en güzel kahkaha atan adamlarından Eşraftan Nuri de yok. Şarkıdaki ‘’İstanbul’un kızları da düne göre bir başka güzel’’ değiller. İstanbul da düne göre bir başka rezil zaten. Hayatımızda yer etmiş yaşıtlarımız böyle aniden gidince, büyük bir kısım anımız da ansızın boşlukta kalıyor.

 

  Okurlarıma not:  Son kitabımın yayın hazırlıkları nedeniyle yazılarıma bir süre ara vermek zorunda kaldım. İzle-yorum 3, geçen hafta yayımlandı. Böylece Trilogy tamamlandı. Bundan böyle her Cuma günü sizlerle birlikte olacağız, sabrınıza ve ilginize teşekkür ederim.

Yorum Yaz

@name x