Arnavutköy taşıyla toprağıyla kültürdür, sanattır.

Arnavutköy taşıyla toprağıyla kültürdür, sanattır.

Arnavutköy taşıyla toprağıyla kültürdür, sanattır.

Cenk Sabah Tuzcu, İzle-Yorum

23 Kasım 2018, 14:11
Bu makale 2620 kez okundu

 


CDXXXIX

 Eski kozmopolit hayatını özlese de Arnavutköy yıkılmadan ayaktadır çünkü köşe başlarında hala fısıldaşıyor mazinin detayları. Bu fısıltılar belki de farkında olmadan esin kaynağı oluyor, bağrından çıkmış edebiyatçılara. İzle-yorum 3 için bir not düşmüştüm İnstagram’a ‘’Yazmak Ege’de yelken açmaktır, yelken açmak Datça’da yazmaktır.’’ Meğer fazlası Arnavutköyde imiş! Semtdaşım, edebiyatçı Dilara Akıncı katkıda bulundu hemen ‘’Yelkene rüzgâr doldurup suya yazmaktır bazen. Dolmakaleme mürekkep doldurmak gibidir. Tükenmez kalemin basitliğinden uzaktır mürekkeple yazmak. Deniz de sizin mürekkebiniz. Bol olsun.’’ Yelkene rüzgâr, dolmakaleme mürekkep... Bu metafora hayranlık duymamak elde değil. Geçmişinde yazlık ve kışlık sinemaları, kültür dernekleri, tarihi spor kulübü olan fakir bir balıkçı köyünden edebiyata selam olsun. Ve elbette Ahmet Türkoğlu, hikâye kitabın semtimizi mutlu edecek bilesin.

 

 CDXL

 ‘’Ben gönlümce yazabilmek için evime çekiliyorum.’’ Deneme türünün yaratıcısı pîrim Montaigne eserlerini böyle yazarmış. Üç kitapta toplam 107 deneme kaleme almış. İzle-yorum 1,2 ve 3 dizisi kendisine hayranlığımdır. Aslında okudukça daha iyi anlıyorum;  Üstat, daha 16YY’da köşe yazısı formunu da yaratmış. Öylesine güncel sayılabilecek konuları irdelemiş ki şaşarsınız. Mesela Yavuz Selim’in ordularının disiplinini örnek gösteriyor Avrupalılara; Mısır seferi sırasında Şam şehrindeki hiçbir bahçe ve bağa girmemiş, talan etmemiş Türk askerleri.

Bir başka konuda Amerika Kıtası’nı keşfeden İspanyol askerlerinin zulmünden ve katliamlarından bahsederken şöyle yazmış: ‘’Yiğitlik kol ve bacak gücünün değil, yüreğinin ve ruhunun sağlamlığındadır; atımızın, silahımızın değerinde değil, kültürümüzün ölçüsündedir.’’

Fakat ‘’Denemeler’’indeki en çarpıcı bölüm, Fatih Sultan Mehmet’in, Papa İkinci Pius’a yazdığı mektuptur bence; Papa’ya şöyle yazmış Fatih: ‘’İtalyanların bana düşman olmalarına şaşırıyorum, biz de İtalyanlar gibi Truvalıların soyundanız. Hektor’un öcünü almak benim kadar onlara da düşer, onlarsa bana karşı Yunanlıları tutuyorlar.’’ Ne çok tarihi denklem var cümlede değil mi?

 

CDXLI

Şiir edebiyatın en üst katıdır ve şairler devrimci olmak zorundadır. Bahsettiğim sosyalist devrim değildir; dil, anlatım, mana, form ve topyekûn şiirin bizatihi kendi serüveni içindeki başkaldırısıdır. Bu, Lautreamont veya Neruda gibi şiirin evrensel düzeyinde de olabilir, Ece Ayhan gibi milli bir dil bağlamında da gerçekleşebilir.

Ece Ayhan bu açıdan gençlerin değil şiir meraklısı olgunlaşmış okurun vazgeçilmez barınağıdır: "Kimsesizlerin, sokakta yaşayanların, açların ve parklarda barınanların, dışlanmışların, orta ikiden ayrılanların, kabadayıların, berduşların, kısacası tarih dışına düşürülen lumpenlerin yanında rahat ediyorum ben."

Metallica tanımaz elbette Ece Ayhan’ı. Gelgelelim, ‘’Enter Sandman’’ ‘’Bakışsız Bir Kedi Kara’’ ile o kadar yakındır ki, o besteyi ben yapsam Şair’e atfederdim.

‘’Sandman-Kum Adam’’ Danyal Yalvaç değil midir? ‘’Üfler lambayı’’ dizesi, ‘’Exit light, enter night’’ ile melodi formuna girmemiş midir? Ve Ece Ayhan ‘’Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara’’ ile bilmeden ‘’Snow White dreams of war’’ sözlerine mi ilham kaynağı olmuştur.

Üzünç Teyze neden tavan arasında içki içip gergef işler? Acaba limana girmiş korsan gemisini mi bekler tetikte? Buna yakın izler de var Metallica’nın ‘’Enter Sandman- Gel Uyku Perisi’’ şarkısında.

Biri Türk şiirinin, diğeri dünya müziğinin devrimci sanatçıları; çocuklara aynı masumiyetle seslenmişler. Sanatın izlerini bu şekilde çakıştırmak büyük keyif veriyor bana. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve dünyada çocuklara bayram hediye eden tek lider Atatürk’e selam olsun.

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Ali Bahadır 3 hafta önce yorumlandı

Muhteşem

Kişi beğendi.