Aptallar, abdallar ve arada kalıp kaybolanlar

Aptallar, abdallar ve arada kalıp kaybolanlar

Aptallar, abdallar ve arada kalıp kaybolanlar

Ebru Eğinlioğlu

02 Şubat 2018, 01:37
Bu makale 1073 kez okundu

"Dünya üc tür insan tasir diye fisildadi mahallenin delisi aptallar, abdallar, ve arada kalip kaybolanlar"

Derviş; Hayatin sillesi gibi yoldan gecen arabanin sicrattigi çamurla sürekli elinde gezdirdigi siir kitabinin islanmasiyla, döndü ve bakti ufuğa "kim ki döndüyse bana anlayan gözlerle yaşla doldurdum bilmeden ve istemeden, lanetini hissettim.
Çabanın ve çaresizliğin" diye haykirinca suskunluk girdi diline ve beyni ve kalbi sorduğunun ve soramadiklarinin anladiginin ve anlamadiklarinin yasadiginin yasattiklarinin hesabini cikardı ve hayat denilen dergahta yolundan sapmayanlarin yikilmayanlarin hatrina bir nefes daha aldi."

Kadim zamanlarda dünyada bir çok farklı din ve inanç sistemi vardı. İnsanoğlu, bilinçli hale geldiğinden itibaren bir Yaratan’ a ve O’ na giden yollara ihtiyaç duydu. O dönem de var olan, çoğu inanç sistemi yok olup gitti. Tapınakları ve heykelleri silindi veya çöllerde kumların altında kaldı. Tanrıları unutuldu. O dönem ki dinler, günümüz dinlerinden (Hristiyanlık, İslam, Yahudilik, Hinduizm) çok önceleri varlığını sürdürüyordu.
Olmec Dini, Asur Dini, Atenizim, Paganizmi bunlardan bir kaçının ismi idi…

Sonra İlahi Dinler, kadim inanışların yerini aldı.
İslam kültüründe önemli bir kurumu olan Tekkelerin kuruluşu ise 8. yüzyıla kadar uzanır. İslam’ın sosyal hayatının aktif birer unsuru olan tekke ve zaviyeler İslam dünyasının hemen her yanında farklı isimlerle de olsa mevcut olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde Dergah ve asitane adlarının da verildiği tekkelerin küçüklerine zaviye denmekteydi. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaygınlaşan Tekkeler, mescid, semahane,derviş ve misafir odaları, kütüphane, mutfak,kiler ve hayatını kaybetmiş olan dervişlerin,şeylerin,pirlerin türbelerinin bulunduğu bölümlerden oluşmaktaydı. Tekkeler, dervişlerin toplandığı, dini ve ahlaki açıdan eğitimin verildiği, kamil insan yetiştirme kurumlarıydı. Aynı zamanda yolcuların yatılı kalabildikleri yemelerinin içmelerinin karşılıksız bir şekilde sağlandığı önemli bir mekandı.
Tasavvuf ehlinin şeyhlerin,pirlerin,mürşitlerin,derviş ve muhiplerin barındıkları, hizmet ve ibadet ettikleri bu mekanlar Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’nun dört bir tarafına yayıldı. Özellikle Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya giren Türklerin gaza ve cihad anlayışının diri tutulmasında onların şevkinin artırılmasında önemli roller oynadılar. Osmanlı Devletinin kurulmasında ve gelişmesinde Tekkelerin rolü oldukça büyüktü. Osman Gazi’nin çevresi Hacı Bektaş-ı Velî¸ Ahi Evran¸ Şeyh Edebali¸ Şeyh Mahmud¸ Ahi Şemsüddin¸ Dursun Fakih¸ Kasım Karahisarî¸ Şeyh Muhlis Karamanî¸ Aşık Paşa ve Elvan Çelebi gibi evliyadan şahsiyetlerle dolup taşmıştı.

Yine Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşazade’nin de belirttiği gibi Osmanlı Devletinin kuruluş ve gelişiminde Anadolu ve Horasan erenlerinin, Ahi ve Bektaşi kurumlarının; Gaziyânı Rum (Anadolu Gazileri, Alperenler), Abdalanı Rum (Anadolu Abdalları, Horasan Erenleri), Ahiyanı Rum (Anadolu Ahileri) ve Baciyanı Rum (Anadolu bacıları) teşkilatlarının büyük etkisi vardı.

Osmanlı Devletinin kuruluşunda ve gelişiminde önemli bir rol oynayan tekkeler yüzyıllar boyunca sosyal hayatın, eğitim hayatının önemli bir parçası oldular.
Türk kültüründe önemli bir yeri olan tekke/ zâviyeler, İslam kültüründe ki tasavvuf düşüncesi, terbiyesi ve anlayışının derinlemesine işlendiği kurumlardı. Tekke/ zâviyeler, ayrıca asitâne, dergâh, hankâh ve ribat gibi muhtelif tâbirlerle de anılmışlardır. Tekke/ zâviye, “herhangi bir tarikata mensup dervişlerin bir şeyhin idaresinde topluca yaşadıkları ve gelip geçen yolculara ücretsiz yiyecek, içecek ve yatacak yer sağladıkları, yerleşme merkezleri veya yol güzergâhlarındaki bina yahut bina topluluğunu ifade etmektedir”. Selçuklu ve Osmanlı zâviyelerinde; mescid, tevhidhâne/ semahhâne, türbe, derviş ve misafir odaları/hücreleri, mutfak ve erzak ambarı, hamam, ahırlar ve -bazen- bir kütüphane bulunmaktadır. Tekke ve zâviyeler, sürekli ikâmet eden dervişler için dinî-tasavvufî eğitim/ terbiye merkezi/ okulu, halka yönelik olarak şeyhin belli günlerde yaptığı vaaz ve nasihatleri ile eğitim, edebiyat ve müzik alanında yazılı kültürün en önemli temsilcisi olarak, birer halk eğitim ve kültür merkezi olmuşlardır . Bulundukları bölgelerdeki tesir güçlerini gelen- geçen yolcular ve tarikat birliktelikleri vasıtasıyla genişletmişlerdir . Bundan dolayı siyasî otorite bu kurumlara bazen isteyerek bazen istemeyerek hattâ mecburî olarak destek vermek durumunda kalmıştır…

II.Mahmut dönemine gelindiğinde değişimin önünde bir engel olarak duran Yeniçeri Ocağı kaldırıldı ve Yeniçeri Ocağı ile iç içe geçmiş olan Bektaşi tarikatının tekkeleri kapatıldı. Diğer tekkeler ise Tanzimat döneminde Şeyhülislamlığa bağlandı ve bu tekkeler varlığını cumhuriyet dönemine kadar devam ettirdi. Osmanlı devletinin güç kaybettiği, her alanda bozulmaların başladığı son dönemde ise tekkelerin bir kısmı yozlaşmaya başlamıştı. Aynı zamanda Batılılaşmanın her alanda hızlı bir şekilde yaşandığı bu dönemde devlet yöneticileri açısından medreselerle birlikte tekke ve zaviyeler gözden çıkarılmış kurumlar haline gelmeye başlamıştı.
Hızlı bir inkılap sürecinin yaşandığı Türkiye’de yeni bir toplum oluşturma hedefi vardı. Oluşturulmak istenen yeni toplum modelinde ise tekke zaviyelere yer yoktu. Bundan dolayı herhangi bir ıslah çalışmasına gidilmeden diğer birçok Osmanlı kurumu gibi çıkarılan bir kanun ile kapatıldı.

Şimdi özellikle bazı cemaatlerin ne kadar gerekli ne kadar gereksiz olduğu konusunu tartışmaktan, yorumlamaktan ziyade naçizane tarihsel süreçte değerlendirmek belki yaklaşık olarak 13 yüzyıldır devam eden oluşumların gerçek yapısını anlamamıza katkı sağlayacaktır. Yoksa güncel polemiklere girmek bizi 'arada kalıp kaybolanlardan' yapacaktır…




Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

hayran 9 ay önce yorumlandı

ebru hanım çok güzelsiniz, çok da güzel yazıyorsunuz acaba kaç yaşındasınız?

Kişi beğendi.