Anlamlandırmak Üzerine

Anlamlandırmak Üzerine

Anlamlandırmak Üzerine

Ebru Eğinlioğlu

19 Şubat 2014, 01:32
Bu makale 838 kez okundu

Yaşamın Anlamı nedir diye yüzyıllarca insanlar düşünmüş durmuş.

Sokrates’ ten başlayarak; Platon, Aristoteles diye ilk çağ filozofları ile başlamış.

Sonraları günümüze doğru; Descartes, Hegel, Kant, Marks, Nietzsche, Locke, Freud diye gitmiş.

Daha doğrusu popüler kültüre yakınlaşmışlar. Rumi yani Mevlana’ da bilinen ve döneminin insanlarını etkileyen bir felsefe anlayışına sahip olmuştur.

İnsan, doğanın akıllı bir parçasına dönüştüğünden beri çaresizce, varoluşunu ve Tanrı’ yı sorgulamaktadır.

Felsefenin babası sayılan Thales’ ten beri ortaya atılan felsefi akımların çeşitliliği ve çokluğu tarihsel süreçte doğal olarak hem eleştiriyi, hem de şüpheyi gerektirmiştir.
Antik Yunan filozoflarından Protagoras ilk septik düşünürdür.

Gerçeğin insana göre göreceli olduğu kuramını ortaya şu savı ile atmıştır; ‘Üşüyen için rüzgar soğuk, üşümeyen için ise değildir. O halde gerçek tek bir şekilde yorumlanamaz’ diyerek.

Kuşkuculuk akımının temellerini atmıştır. Onun gerçeklik kuramı; Göreli gerçeklik olarak tanımlanır. Şüphecilik akımını, ‘bilgi çerçevesinde’ işleyen ve okullaştıran düşünür ise Pyrrhon’ dur.

Kuşkucu felsefenin mutluluk getirmeyeceğini iddia edenlere karşı, Pyrrhon’ un yöntemi ise basittir; Nesnelerin gerçek yasası kavranılamaz, o halde nesneleri yargılamaktan kaçınmamız gerekir, mutluluğa ulaşmanın yolu ve ruhsal dinginliğe yaklaşmak ancak bu yöntemle olur.

Şimdi bu bilgilerin ışığında dönüp bu günün dünyasına bakalım. Sürekli kendi bildiğini en doğru sayan, kendi inançları, dogmaları, tecrübeleri dışında hiçbir görüşe saygı duyuyormuş gibi gözüken ama aslında saygı duymayan yalnızca kendi doğrusunu, karşısındakine onaylatmaya çalışan bir insan grubu. . .

O da yetmedi, kendi gibi düşünmeyenleri, davranmayanları, eleştiren, suçlayan, yargılayan, üzerinde baskı kurmaya çalışan bir erk yapısı. . .

Bu durumdan nasıl bir mutluluk, nasıl bir ruhsal olgunluk, nasıl bir huzur beklemek gerekir?

Belki de her zaman resime yüzeysel değil, bir şeyleri anlamak için daha detaylı, daha kavramsal bakmak gerekir.

Bunu yine septik düşünürlerden ve 1. Dünya Savaşı sırasında; barış yanlısı tutumu ve savaşa karşı çıkanlarla dayanışma içinde olduğu için tutuklanan, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Bertrand Russel’ ın anlattığı hikayede olduğu gibi anlamlandırmaya çalışırsak…

Pyrrhon ilkelerini ondan aldığı hocasını, bir akşam yürüyüşü sırasında, kafası bir çukura sıkışmış ve dışarı çıkamayacak şekilde görür. Bir süre yaşlı adamı seyrettikten sonra, onu kurtarmak için yeterli sebebi olmadığını düşünür. Onun kadar kuşkucu olmayan insanlar, hocasını kurtarır ve Pyrrhon’ u acımasızlıkla suçlarlar.

Ancak hocası, kendi öğretilerine sadık kaldığı için öğrencisi Pyrrhon’ u suçlamaz ve yargılamaz.

Russel yaşamında bu kadar katı bir kuşkuculuğu savunmaz elbette ama o da; ateşli bir şekilde savunulan görüşlerin, iyi bir temele dayanmadığına, şiddetli duygusallığın, rasyonel kanıtlardan yoksun olduğuna inanır.

Politika ve dini de bu aşırı duygusallık içeren davranışlar içinde görür.
Çok da haksız sayılmaz aslında…

Belki tek bir anlamı yoktur yaşamın, belki binlerce, belki sonsuz anlamı vardır. Önemli olan hangimizin ne istediği ve ne anlam verdiğidir belki doğrusunu kim bilebilir?
 

Yorum Yaz

@name x

Toplam Yorum Sayısı 2

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Demet 4 yıl önce yorumlandı

ebru hanım yeni yazılarınızı bekliyoruz özledik nerelerdesiniz

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Gülümser 4 yıl önce yorumlandı

ebru hanım entellektüel dozu yüksek ve metaforlar içeren bir yazı olmuş. aslında bu tarzı daha sık yazmalısınız, size yakışıyor. sevgiler

Kişi beğendi.