17 yaşındaki Aleyna Can cinayeti!

17 yaşındaki Aleyna Can cinayeti!

17 yaşındaki Aleyna Can cinayeti!

Ebru Eğinlioğlu

02 Aralık 2017, 23:51
Bu makale 1250 kez okundu

Hepimizin dikkatini çekmiştir birkaç gün önce günlük kiralık apart otel de öldürülen genç kız Aleyna Can haberi. Ve hepimizin içi ürpermiştir bu küçük kızın kadersizliğine mi, başına gelen talihsizliğe mi, neye üzüleceğimizi bilememişizdir.
Sanıyorum 4ya da 5 yaşındaydım. Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi’nde bulunan Atatürk’ün evini gezmeye gitmiştik annem ve babam ile. Yüksek tavanlı, parke kaplı odalar arasında, Ata’nın eşyalarına bakarak dolaşırken. Adamın birinin popoma dokunduğunu hissetmiştim. Ve tabii ki de ne olduğunu anlamamıştım. Sonra birkaç kez daha dokununca ve sürekli etrafımızda dolanınca, babamın arkasına doğru saklandığımı hatırlıyorum hayal meyal. Bu hareketin ne olduğunu bilmesem de, duygu olarak bana kendimi iyi hissettirmediği kesindi. Babama ya da anneme söylememiştim, niye söylemediğimi şimdi de kestirebiliyor değilim.

Ben her şeyi tanımlayamasam ve ifade edemesem de, duygularımı çok net hisseden ve onları ayırt edebilen birisiyim. Kadınların hislerinin kuvvetli ve gerçek olduğuna inanıyorum. Bir kadın duygusal ya da fiziksel tacize uğradığı zaman bunu çok net hissedebilir. Bakıştan, ses tonundan, ifade biçiminden, dokunuştan…
Bir kedi yavrusunun, şiddete uğramasa bile insan gördüğü zaman kaçması gibi. Tüm canlılar aslında içgüdüsel olarak, zarara uğrama ihtimali olan kendisinden daha büyük ve güçlü bir varlığa karşı korku duyar.

Sadece insan, çocukluk masumiyeti ve dürtülerini kaybettiği aklı ile hareket etmeye başladığı zaman aslında tehlikeden daha uzaklaşmaya çalışacağı halde, bazen bu olayda olduğu gibi tehlikeye daha fazla yaklaşır.
Bu bu günün dünyasında; İnstagram’ da gördüğü renkli hayatlara imrenmesi ve özenmesi ile olur belki, ya da dün her hangi başka bir şey ile. Sadece orada gördüğü güzel kıyafetlere, arabalara, evlere, bol makyajlı kızlara imrenerek, kendisini o hayata taşıyacağını düşündüğü yanlış insanlara, arkadaşlara yönelir. Hem de içinden, yanlış insan olduğunu çok net bir şekilde bilse de…

Dünyevi hırsları, istekleri içgüdülerinden, iç sesinden daha yüksek çıkar.
Ailesine yalan söyler, maddi imkanlarını zorlar, 17 yaşında olduğu halde 25 yaşında yetişkin bir kadın gibi makyaj yapar, lens kullanır, uygunsuz mekanlara gider. Tüm bu yazdıklarım yanlış demiyorum. 30 yaşındaki genç bir kadın için yanlış olmayabilir ama 17 yaşa uygun değildir.

Ailesi de belki kızları mutlu olsun, zengin birisi ile evlilik yapsın, kendi çektikleri maddi sıkıntıları çekmesin diye onlar da iç seslerine sırtını döner ve o sırada tehlike gerçekleşir. Sonuç küçücük bir kız çocuğu, olmaması gereken bir yerde olmaması gereken bir biçimde başından vurulmuş olarak bulunur. Çok üzücü, çok acı gerçekten.
Bu durumda  yapılması gerekenler aslında sosyolojik olarak üzerine düşünülmesi, çalışılması gereken konulardır.
Belki öncelikle; ailelerin çocukları ile sevgiye ve saygıya dayalı bir iletişim içinde olmalarıçözüm arayışında önemli olabilir. Onlara gelip geçici değerler yerine daha kalıcı ve daha sağlam temelli duyguları anlatmaları. Her şeye rağmen çocuklarını onaylıyor ve koruyor olmaları. İleride güzel bir gelecek kurmaları için kendi ayakları üzerinde durmalarının önemli olduğunu anlatmaları. Akılları ve duyguları ile karar vermenin önemini göstermeleri. Devletin, böyle mekanlara denetimlerini sıklaştırması, açılmasına müsaade etmemesi, kontrollerini yapması, belki ileride yaşanacak benzer olayların önünü alabilir.

Topluma, ailelere ve devlete düşen; asıl görevler; 'eğitim, denetim, takip' çocuklara düşense; her yaşlarını ‘yaşlarına uygun’ şekilde yaşamaları olabilir…
Bu üzücü olaylar hiç yaşanmaz mı? Sanmıyorum. Yine yaşanabilir ama en azından, herkes önce üstüne düşeni yapmış olur, sonrasına o zaman ‘kader’ denebilir, öncesine değil…



Yorum Yaz

@name x